Anasayfa / Yusuf Acil / USTAMDAN MEKTUP VAR!

USTAMDAN MEKTUP VAR!

Sevgili Yusuf!

Köy sitesine yazdığın yazılar gündemi çok zenginleştirdi. Siyaset içerisinde yıllarını vermiş bir insan olarak yazacağın çok şeylerin olduğunu bilen biriyim. Konulara farklı yönden bakarak farklı alanlar açmak herhalde kolay kolay elde edilir bir durum değil.Ama toplumda herkim elinden geldiğince katkı sunarsa zor gibi görünen bu başarıyı kazanabileceğimize inanıyorum. İnsanlarımızın barınabileceği bir evi geçinebileceği kadar gelirinin olması var olabilmek için yeterli neden değil.Aynı acıları yaşamamıza rağmen nedenlerini sorgulamada sorunların tesbitinde ve çare üretmede malesef herkesin algılası farklıdır. Daha doğrusu kendimizi tanımak, kendimizi bilmek noktasında dönüp geriye baktığımızda çok şey kaybettiğimizi düşünüyorum. Kentli insan olduğundan mı bu yitirdiklerimiz, daha doğrusu kentli olmanın bedeli midir? Yoksa para pul edinmek, rahat ve konforlu yaşamak için herşeyi feda etmek bizi bu noktaya mı getirdi?

 

İslamcıların eskiden söyledikleri bir deyimi var, “komşusu açken kendi tok olanlar bizden değildir” diye. Bu anlayışislamcıların iktidar olmalarına çok katkı sağlamıştır. Her ramazan geldiğinde Başbakan dar gelirli insanlara iftara gidiyor. Bu anlayışı çok anlamlı buluyorum. Adını ister takkiye koyalım isterse başka bir şey, farketmez.

 

Bizler de kendimize ait değerler üzerinden yarınlar için katkıyı çok görmeyelim diyorum. Zira toplumun geldiği nokta gördüğün gibidir. Yıllar öncesinin insan sıcağı ile bugünü kıyaslamışsındır muhakkak.

 

Bir de unutmadan söyleyeyim. Kürt ulusal sorununa bakışında söylediklerin bugünün gelişmeleriyle örtüşmüyor. Çinlilerin bir sözü var, “her güzel söz doğru değildir, her doğru söz de güzel değildir” diye. Çünkü dünyanın birçok ülkesine devrim ihraç edenlerin varlığını gözden uzak tutmamak gerek. Dünyayı etkisi altına almış bir gücün karşısında bizim varlığımız çok cılız kalmakta.

 

Yine de üretebildiğimiz fikirleri, düşünceleri, güzellikleri paylaşma zevkinden biribirimizi mahrum etmeyelim diyorum.

 

Sevgiyle sağlıkla kalın.Hepinizi çokca öpüyorum.

Murat ustan

 

 

Sevgili Murat abim, Sevgili ustam,

Açlık ve yoksulluk tek başına toplumu doğru düşünmeye veya doğru kanala akmaya götürmüyor. Öyleki bu bazen faşizmi ve başka gerici idelojileri iktidar yapabilir. Bu günün Türkiye’si, dünün Hitler Almanya’sı buna iyi örneklerdir. Doğru kanala akması için ileri-devrimci bir alternatifin devrede olması mutlak bir gerekliliktir. Bu alternatif bu günün Türkiyesinde ve dünyasının ezici yerlerinde yok. Bizde bu alternatif esasta cunta tarafında ezildi. Tabi devrimci hareketin affedilmez hataları bu işe yardımcı oldu.

 

Bu gün devrede islamcılar, ve kemalistler var. Toplumu etrafında tutan güçler bunlar. Yazık ki toplum, olmayan alternatif nedeniyle ikisi arasında sıkışmış. Neden? Çünkü bizi biz eden değerlerden, biz kendimizden önemli ölçüde uzaklaşmış durumdayız. Ne demek istiyorum? Sömürüye ve bazı haksızlıklara karşı çıkanlar sadece komünistler değildir. Bazı islamcı veya diğer inanç grupları ya da başkalarıda karşı çıkmaktadır. ‘Komşun aç’ meselesi tam olmasa da bunun bir örneği olarak kabul edebiliriz. Oysa komünistlere rengini veren şey onların yıkmak istedikleri şeyin yerine koymak istedikleridir. Bu noktada geçmiş sosyalist deneylerde önemli problemler vardı. Komünistler bunun yeterli bir sorgulamasını yapmış sayılmazlar.

 

Birde dünyada yeni gelişmeler ve fenomenler var ki buna da yeterince vakıf değiliz. Dolayısıyla iş hayli zor. Kaldı ki içinde yaşadığımız toplum uzun yıllardır muhafazakarlaştırılmıştır. Başka nedenlerde sayılabilir.

 

Ben elbette Kürt sorununa değinirken yazdıklarımın bugün için ne kadar uygulanabilir olduğunun farkındayım. Buna rağmen doğru bildiklerimizi ve doğru olduğuna inandıklarımızı en cesaretli ve yüksek sesle dillendirilmesini doğru bulduğum için yazdım. Kaç kişi ciddiye alır diye hiç düşünmüyorum. Kabadayı olduğum için değil, doğruları ısrarla savunmanın ve sürdürmenin yanlış olmadığını bildiğim ve inandığım için. Eğip bükmeden, dolandırmadan vurgulamak belki kısa zamanda geniş kitleleri karşımıza çıkarabilir ama uzun vadede diğer bazı şeylerin de yardımıyla o genişkitleleri doğru temelde kazanabiliriz. Kitlelerle buluşmak adına yanlış veya yarı doğrularda ısrar etmek uzun vade de çok zararlıdır ve hakikate hizmet etmez. Sen de bilirsin ki, ekonomik çıkarları konusunda bizim yanımıza rahatça gelen kitleler, sosyal ve siyasal konularda o kadar kolay gelmezler. Hatta önce bize karşı çıkarlar. Çünkü onların değer yargıları feodal veya burjuvadır. Dini meselelere, kadına bakışları, ezilen ulusal topluluklara bakışları, hatta işçi sınıfına mensup oldukları halde o mensup oldukları sınıfa bakışları bizimle uyuşmaz. Dolayısıyla geniş kitlelere saygıyı yitirmeden ama asla onların düşünce seviyesinde kalmadan dirayetlice doğrularda ısrar etmek şarttır diyorum.Buna rağmen başaramayabiliriz. Olsun! tarihe doğru not düşmek en doğrusudur. Eğilmektense kırılmak yeğdir.

 

Söylediklerimin doğru olduğuna en azından doğruya yakın olduklarına inanıyorum. Bu günün gerçeğine değil de, bu günün insan düşüncesi gerçeğine uymadığını söyleyebiliriz. Olsun, zaten sorun da bugünün insan düşüncesi gerçeğine kafa tutmaktır. Bunu yapmalıyız. Bunda ısrar etmeliyiz.

 

Sohpete ve tartışmaya ihtiyacımız var. Böylelikle zayıflıklarımızı ve yanlışlarımızı anlar ve daha güçlü hale geliriz diyerek saygılarımı sunuyorum sevgili ustam.

ilginizi çekermi ?

Şeytanın oğlu 2

nmüyordum aslında, fakat soni iki gün içinde fikrim değişti ve bu yazım ortaya çıktı. Konuyla …

Bir Cevap Yazın