Anasayfa / Güldane Kılıç / TÜM ÇOCUKLUĞUM VE ANNEME

TÜM ÇOCUKLUĞUM VE ANNEME

TÜM ÇOCUKLUĞUM VE ANNEME

Tuhaf yüzünde garip kelimeler dolaşıyordu..
Yorgun uykusuz sanki delirmiş bu kadının yeşilden kahveye çalan gözleri..
Kimi arıyor bu kadın..şaşkın mı,mutlu mu,kederli mi ne,hangisi..
Yalnızca bıkmamış henüz bunu biliyorum…
Bir de hep serüven-li,hep gelgit-li bunu..
Sağında hep bir gece taşıyor,saklı;yıldızlarıyla söyleşip durduğu bir gece..
Solunda upuzun bir yolculuk;uçsuz,bucaksız…meçhul bir kenti keşfedecek gibi..
Aydınlık günlerden kalma tortular taşıyor hala,bakışlarının kıyısında..
O zemheri ayazlar,o bunaltan çöl-sıcaklıkları..
Hiçbiri yıldırmamış gözlerini..
Yılgınlıklara bakıp içerlemiş Ama bir şey yapamamış hep içerlemiş
Susmayı öğretmiş ona hayat bir kere..
Bildiği tek şey olan susmayı..
Yüzündeki tanımsız ifadeyi de bir gece-yarısı bu hayat takmış ona..
Bir sesi var mıydı sahi..duyan biri olmuş muydu ki..
Duymadım..duymak içinde çıldırmıyorum…
Sus-uş-arak söyleşmek iki insan arasındaki en yüce ilişki..
Bunu yaptık biz onunla..
Asırlardır birbirleriyle binlerce kelimeyle konuşup hiçbir bağ kuramayan insanların
O bir türlü yapamadığını..
Susuştuk ve söyleştik..
Dünya zamanıyla bir kaç saniye..
Fakat zamansızlığın yıllarcası anıyla,söyleştik..
Birini arıyordu sanki,yitirdiği bir şeyi,kayıp olan,hiç bulamadığı ama yıllardır hep izini sürdüğü günlerce uğruna bir sürü yol kat ettiği aç kaldığı sokaklarda uyuduğu
bir şeyi,bir kişiyi;her akşam her sabah..
Bir anne miydi yoksa..,yavrusunu yitirmiş..
bir nine belki de yaşlanmış yalnızlaşmış ya da itilmiş seni sevmiyoruz diyen bir sürü bakışla..biricik gözbebeğini aramaya çıkmış bir sabah vakti onu ebediyen terk eden hayat arkadaşının izlerini sürmekteydi beklide..
Ya da arada bir şizofreni tutunca kendini sokaklara vuran biri..
Tutunacak dallar,güleç çehreler arayan tutunamamış biri
Ama bir şey var gizemli bir şey onu soylu kılan..
Evet ya bu işte bakışı..o soylu gizemli derin bakışı..
Ne ağlayan ne gülen ne- bana acı- ne de -beni sev- diyen
Ama içinde dünyanın en saf sözcüklerini barındıran bir öykü doldurmuş göz çukurlarını..
Çelişkileri derin,ifadeleri soylu esrarlı bir yüz..
Kimin nesi ve neyin ifadesi..ve neden gözlerimin önündesin hiç gitmiyorsun bir türlü..
Yanımdan geçtiği o üç saniyelik anda dudaklarımdan kelime fırlayıverdi o sözcük
Anne mi abla mı ne…geçip gitti yanımdan hiç umurunda olmadan..
Bir sağır mıydı duymuyor muydu kulakları..Bu yüzden beklide yıllardır o çok duymak istediği sesin ya da sözcüğün peşinden gidiyordu..ve öteki tüm seslere ve sözcüklere sağır kesilmişti…bu yüzden susmuş yıllardır içinde büyümüş bu özlemin gözlerine yansımış esrarıyla bakıyordu etrafına..bu bakışlardaki esrar da bundandı..içime dokunan beni ansızın olduğum yere mıhlayan bakışların ardındaki esrar bundan mıydı peki..
Fakat duymadı beni işte..yürüyüp gitti ardına bakmadan..
Bir nehir gibi bir otobüs gibi bir dağ gibi yürüyüp gitti..
Fakat bil ki darıldım sana..bir bardak su ya da bir parça sevgi istemeden çekip gittin ya.
Belki konuşsan hani her yerde aradığın,bir türlü bulamadığının adını ve açık adresini söyleyebilirdim sana..bu derdim işte bak yıllardır seni peşinden koşturan ,bu..tüm mecburiyetlerimi bırakıp önüne düşer koşa koşa ,seve seve ve ölümüne sana onu göstermek için tüm hayatımı adayabilirdim..Yeter ki bir daha bakma öyle yüzüme…
yeter ki bir daha hiç kimse deli deyip ardından kahkahalar atmasın diye..
ve yeter ki acının sana öğrettiği her şeyi unutup bir kez olsun ama yalnızca bir kez gülümseyerek bak..seni kırdığını anladığım bu kırılma noktalarıyla dolu acımasız hayata..
ve izin ver ne olur sana hiç kimsenin söylemediği bir içtenlikle bir kez ama bir kez ilk ve son kez anne.!diyeyim sana,tüm çocukluğumla..

Dostca kalın

 

Bir Cevap Yazın