Anasayfa / Mehmet Akbulut / Sona doğru

Sona doğru

Sona doğru

Bir soru ile başlamalıyım. Bilindiği gibi seçimlere bir yıldan az bir süre var. Yenilenmiş bir parlamento ile yeni bir anayasa imkanı gündemde.Üstelik ilk defa 12 Eylül anayasasına evet demiş olan liberal-muhafazakar kesim de yeni bir anayasa için ikna olmuşken NEDEN TOPLUM BU REFERANDUM CENDERESİ İÇERİSİNE SOKULDU?

Ben cevabını Hüseyin Şahin’in yazısında buldum.
‘12 Eylül müdahalesini yapmasaydık 24 Ocak kararları heba olurdu’ Bu söz Kenan Evrene aittir.
‘Eğer bu referandum da evet çıkarsa ayağımızdaki prangalardan kurtulacağız. Eğer bu referandumda evet çıkarsa BORSA COŞACAK, COŞACAK’ Bu söz de başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ait.
İki sözü alt alta getirdiğimizde ne kadar benzeşiyorlar değil mi?
Birisi darbeyi, diğeri referandumu aslında NE İÇİN yaptıklarını güzelce anlatıyorlar. Bir de biz anlasak…
Şimdi referandumun içeriğine bir kez daha bakalım:
*Anadilde eğitim es geçiliyor.
-Kültürel ve kimlik inkarı sürdürülüyor.
*Eşit yurttaşlık hakkı ile ilgili düzenleme yok.
-İnsanlar hak ihlallerine karşı korunmuyor.
*İşsizlere, emeği ile geçinenlere, Neo-liberal politikaların mağdur ettiği küçük tarım üreticilerine ve küçük esnafa yönelik bir düzenleme yok.
*Halk sermayeye ve devlete karşı korunmuyor.
*Alevilere ve Kürtlere yönelik somut haklar oluşturulmuyor. Bizler bu konularla ilgili düzenleme beklerken bakın neler oluyor?
1)Piyasalaştırma serbestliği ilk defa anayasal güvence altına alınıyor.(Hüseyin’in de yazdığı gibi kamu yararı ilkesi, referandumla kaldırılıyor)
2)Temel hizmetlerin paralılaştırılması anayasal güvence altına alınıyor.(Yani her şey parayla)
3)Emeğin güvencesizleştirilmesi anayasal güvence altına alınıyor. Birden Fazla  sendikaya üyelikle sınıfsal gücün bölünmesi anayasal hak oluyor. İktidar yandaşı sendikacılık yaratılıyor.(Taşeronla çalışma-4/b-4/c-sözleşmeli v.s.)
Bu üç temel maddeye bakıldığında görülüyor ki 12 Eylül anayasası değişmiyor, SERMAYE adına revize ediliyor. Yeni bir anayasa yapımının önü böylece kapatılıyor.  Başka bahara havale ediliyor.
İkinci vurgulanması gereken de;  12 Eylül anayasasına Faşist ruhunu veren olgular.
*Cumhurbaşkanlığı vesayeti devam edecek ve kararları denetim dışıdır. (Denetime açsana)
*MGK vesayeti devam edecek. Milli güvenlik siyaset belgesini oluşturan kurum. Kararları denetim dışıdır. (denetime açsana)
*YÖK vesayeti Kurulduğundan bu güne kadar sermayeye hizmet etti. Aynı anlayışla bu gün AKP’ye hizmet ediyor. Dokunulmuyor (Dokunsana)
*HSYK ve AYM vesayeti Antidemokratik bir yapısı vardı. Demokratikleştirilmiyor. İşlevi aynı kalıyor. Yalnızca sayısal bir değişimle AKP kendi yandaşlarını yerleştiriyor. (Tam köle bir hukuk)
*Etnik vesayet aynı hızla devam ediyor.
Askeri vesayet değişmedi. AKP onlarla da çok güzel anlaştı. Devam ediyor.(Dolmabahçe ve YAŞ anlaşması)
*Siyasetin vesayeti: Hiç dokunulmadı.(%10barajı, dokunulmazlıklar, siyasi partiler ve seçim kanunu aynen devam ediyor.) (Değiştirsene)
Bu kurumlarla anayasadaki faşizan ruh aynen devam ettiriliyor.
Dolayısı ile 12 Eylülle hesaplaşmak; yukarıda sayılan vesayetler ile hesaplaşmaktır. (Hadi hesaplaş)

Hatırlarsak 1980 li yıllarda Turgut Özal’ın bir rüyası vardı. Başkanlık sistemi. Bu değişiklik sanıyorum ki başkanlık sistemine geçişin ilk basamakları olacaktır. Prof. İbrahim Kaboğlu’nun şu tespitleri bu saptamayı doğrular niteliktedir.
*Anayasa mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınıyor, ama idari yargının denetim alanı daraltılıyor.
*Her maddede hükümet ve idare belirleyici hale getiriliyor
*Haklar güvencesi olarak sunulan KAMU DENETÇİLERİ KURULU İnceleme görevi ile sınırlandırılıyor, ama Toplu sözleşme tarafları yerine geçebilecek kurul olarak TOPLU GÖRÜŞME HAKEM KURULU kesin karar yetkisi ile donatılıyor. (Yani hükümet her şeye hakim… Ohhhh…)
*Adli yargı, askeri yargı karşısında güçlendirilirken, idari yargı hükümet karşısında geriletiliyor.
*Devlet içerisindeki yapılanmada dengesiz durum Yürütme lehine derinleştiriliyor. (Yaşasın hükümet= Faşizm)
*TBMM de çoğunluk sağlayan parti lehine iktidar tekelini ve devlet-toplum ilişkisinde otoritenin baskın konumu artırılıyor.

Bu referandumun içeriğinde tatlandırıcı olarak; çocuk hakları, kadın hakları, seyahat özgürlüğü, geçici 15. madde gibi aromalar var. Aromaya kananlara HAP HAYIRLI OLSUN. Ben İlacın acı, hem de çok acı olduğunu ve emek cephesine yönelik tedavi edici yanının da olmadığını düşünüyorum. Bu hapı yutmaya HAYIR diyorum.
Mehmet Akbulut
İstanbul                                              7/9/2010

ilginizi çekermi ?

Van depremi üzerine

Van depremi üzerine ‘VAN’ gibiyim işte.! ‘’Nasılsın?’’Diye sorma ‘VAN’ gibiyim işte. Bir yanım yıkık ve …

Bir Cevap Yazın