Anasayfa / İsmet Cantekin / Sitenin zenginlikleri: Erol Taş

Sitenin zenginlikleri: Erol Taş

Sitenin zenginlikleri: Erol Taş

1962 Yılı Eylül ayı sonlarına doğru gelerek Yedek Subay Öğretmen olarak 2 yıl kalacağım ZERK (yeni adı Çaltepe) köyünde göreve başladım. Burası benim için apayrı bir dünya idi.İlk kez kağnıyı, bina damında Loğ taşını, tandırı ve  yufka ekmeğini, sobada tezek çatmayı ve tutuşturmayı burada gördüm ve bazılarını da öğrendim. Bu konuda ZERK Köyü sitesi “Sizden Gelenler” bölümündeki “ZERK (Çaltepe’ye) Selam” yazımda daha detaylı yazmıştım.

İlk kez burada TÜTÜN içtim.İlk zaman komşularımızın sarmasına karşın, zaman içinde tütün kağıdını patlatmadan, tütün sarmasını da öğrendim. Burada öğrendiklerimi saymağa kalksam epey yer tutar.
Pazartesi sabahları ve Cumartesi öğle vakti, okulumuzun batıya bakan giriş kapısı önüne sıralanan öğrencilerle İstiklal Marşı söylerken, bazen “gurbet basar”, karşıki dağlara bakardım. Köyümüzün Kuzey-batısına gelen Tekke Köyü istikametinde, uzakta başı dumanlı dağın adının Yılanlı dağ olduğunu öğrendim. Biraz da Bursa Uludağ’ı andırıyordu. Sanırım Uludağ 2500 m. olduğuna göre Yılanlı dağ da o yükseklikte mi ki?
Yıllar sonra 47 yıl sonra o dağın tepesindeki Gunde Kurçik köyünden bazı dostlar edineceğimi, özellikle Mamo kardeş ve Şükrü TOPKAYA ile sanal alemde tanışacağımı düşünebilir miydim!
Siteye Ş.TOPKAYA kardeşimizin tavsiyesi ve tanıtımıyla girdim. Bundanda çok memnunum. Pekçok kişi tanıdım.Geçmişte çok uzaktan gördüğüm, Yılanlı dağ’ın fotoğraflarını ve  menkıbelerini siteden okuyarak öğrendim.
Sitede ilgi çeken yazılarıyle Erol TAŞ (Şahap ERASLAN)’ı da yazılarından tanımış oldum. Adı bizim kuşağa tanıdık geliyor.İlk kez sanırım 1963 yıllarında Metin ERKSAN’ın “Yılanların Öcü” filminde “kötü adam“ rolüyle sinemaya katılmış ve tanınmıştı. Bende merak ederdim; İstanbul’da bir arkadaşım bana, Taksim, İstiklal Caddesinde Ağa Camii arkasında Erol TAŞ’ın “Artistler Kahvehanesi”ni çalıştırdığından bahsetmişti.Bir gün İstanbul’a gittiğimde, zaten Çiçek Pasajına mutlaka uğrarım, kahveyi buldum.İçeride filmlerden tanıdığımın figüranların beklide tümü orada oturmuşlar oyun oynuyorlardı.Erol TAŞ köşede  ağızlıkla sigarasını tüttürüyordu.Tabii onunla konuşmak mümkün olmadı ama Bursa’ya dönünce arkadaşlarıma anlatmıştım.Gerçi filmlerde hep kötü zalim ağa rollerinde oynamasına rağmen, yakından bakıldığında, sessiz, pos bıyıklı babacan birine benziyordu.Yani açıkçası filmlerde seyrettiğimiz kötü kişilikten eser yoktu.Zaten dış görünüşe göre insanlar hakkında karar vermekde doğru değil.
Sitedeki Erol TAŞ ise, ben Yılanlı dağını seyrettiğim yıllarda beklide köyde o yaşta çocuklar ne yapıyorsa, o da öyle günlerini geçiriyordu herhalde!
Site yazarımız Erol TAŞ’ın, tüm yazılarını özenle okuduğumda, müthiş bilgili, keskin gözlemci ve geniş ve derinliğine konulara vakıf bir entelektüel olduğuna karar verdim.Yazılarından bu güne kadar bilmediğim konularda bilgilendim.Pek çok gözlemine ve tespitlerine de katıldığımı söylemek isterim.
Amacım Erol TAŞ’a taş atmak değil, daha kötüsü, gül atmakta değil!Benim çok ilgimi çeken biri olduğu için komşu Mamaç Köyü sitesinde, burada yayımlanmamış 12 yazısını da dikkatle okudum.
Kısaca söylemem gerekirse, yazılarında eleştirdiği  “köylülük ideolojisi” feodal değerler hakkındaki görüşlere katılmamak elde değil.Ama ne yapalım ki bu bizim suçumuz da değil ki!
Bence bu tespitlerden sonra, mutlaka “Öyleyse ne yapmalı ?” sorusunu sormak, sonuçta  ülkemizin insanlarının hak etmediği bu “deli gömleğinden” nasıl kurtulur sorusuna cevap vermek de gerekir düşüncesindeyim.
Bizler, Alevisi, Sünnisi, Türkü, Kürdü, Çerkezi velhasıl insan olan ve bu büyük haksızlık ve zülm karşısında kendini sorumlu hissedenler, çok zor koşullarda, bununda her türlü bedeli ödeyen sayısın insanımızın yolunda yürüyoruz ve yürümeğe de devam edeceğiz.
Sizin bunlara karşı görüşte olduğunuzu asla ima dahi etmiyorum.Hatta bilgi, deney ve birikiminizle, bizim ihtiyacımız olan, ülke ve dünyaya dair gelişmeleri ve olayların değerlendirilmesini, sizin gibi  güvenilir ve yetenekli bir dostumuzdan duymak ve öğrenmek isteriz.
Eğer bir gün sizinle çok ufak ihtimal de olsa bir araya gelirsek, sizinle, “ince belli cam bardakta çay” hatta, yer ve zemin uygunsa kaçak Hekimhan boğma rakısı yanında çökelek,  taze yufka, süzme yoğurt, yanımızda da bir Aşık sazıyle sohbetinizden istifade etmek isterdim!
Bilmiyorum sizin bulunduğunuz memlekette, daha karşılaşmadan, hiç görmediğiniz hatta tanıştırılmadığınız kişinin, hemde sanal alemde, böylesi bir teklifte bulunması, kabalık mı bilmem ama, bizim memlekette gayette olağan bir arzu ve dostluk belirtisi olarak karşılanır ve memnuniyetle kabul edilir.

Sağlık dileklerimle, selam ve saygılar sunarım

ilginizi çekermi ?

Kritik siyasi durum

Kritik siyasi durum Ülkemizde tüm devlet kurumları ve erk ; Yargı, Yürütme va Yasama, asla …

Bir Cevap Yazın