Anasayfa / Hüseyin Şahin / ŞİİRLERİM

ŞİİRLERİM

ŞİİRLERİM

Paylaşılmayan şeyler anlamını ve güzelliğini yitirir düşüncesiyle, şair olmamama rağmen, şiir niyetine yazmış olduklarımdan bir kaçını (şairlerin hoşgörüsüne sığınarak)  buraya almak istiyorum.

BİR GENÇ

Hızla ve büyük bir gürültüyle açtılar kapıyı
Gözleri bantlı, elleri bağlı, üstü kanlı
Ve dik başlı bir genci getirdiler
Ve odanın tam ortasına diktiler
Konuş! Dediler konuşmadı
Vurdular bağırmadı
Dik başını eğmek istediler
Eğilmedi
Ve bir el silah sesi duyuldu
Gecenin karanlığında
Şakağından fışkıran kanı dik başlı gencin
Alnına yapıştı işkencecinin
Ve bir güvercin havalandı gökyüzüne
Bir *** ıkındı ve bir bebek doğdu
Hızla ve büyük bir gürültüyle fırladı hayatın ortasına

1981 – İstanbul

BiZLER

Geri durmadık
Kaçmadık sarılmaktan acılara
Düşmüştük kucağına sevdanın
Ve tırmandık omuzlarına yaşamın
Varmak için doruklarına

Ve senin ve bizim
Ve bilcümle alemin Gülsün diye yüzü
Görsün diye sofrası bir dilim ekmeği ve bir kaşık çorbayı
Kapanmasından korkmadık gözlerimizin

1989 – Çanakkale

Kimdi onlar

Bir zamanlar *** topraklarından uzaklara gitmişlerdi
Ve bir gün karanlığın üstümüze çöktüğü günlerde ışık saçarak geldiler
Bebelerin kundaklarına umut
Çocuklara barış türküleri söyleyip gittiler

Arkalarında ne kırık bir kalp
Ne de gözyaşı bıraktılar

“ Biz güneşin çocukları ve özgürlüğün işçileriyiz ” dediler

Kimdi onlar
Neden kendilerini feda ettiler
Neden hiç istemeyip hep verdiler
Kimdi onlar
Kim ?

2001 Bielefeld

GİTME

Bırakıp da gittin beni buralarda
Götürme kendini bensiz üşürsün oralarda
Ne anı bıraktın
Nede kendini bende
Ben nasıl bulacağım şimdi
Kendimi sende

Hani kuşların kanatlarına yükleyecektik sevdamızı
Hani bir kanat sen diğeri ben olacaktık
Hani güneşe çırpacaktık kanatlarımızı

Ne oldu sana ?
Verdiğin sözü yüreğinle ezip
Bırakıp da gittin beni buralarda
Söyle bana
Ne oldu sana ?

1994 – İstanbul

BADO

Bir köy delikanlısıydı
Adı Bado’ydu
Adaletsizliğin amansız düşmanıydı
Sevdalarını çorak yüreklere taşırdı
Mertti
Yiğitti
Kahpeliklere karşı sertti
Arkadan konuşmaz
Haine bile tükürmezdi
“ Vurulacaksa vurulmalı ama aşağılanmamalı ” derdi
O köyümüzün asi delikanlısıydı
Adı Bado’ydu
“Zalimin soyadı zulüm ise mazlumun ki isyan olmalı„ derdi
Daha çok gençti
Gerçekleştirecek düşleri vardı
Ama olmadı
Yolları kapatıp pusuya düşürdüler onu
İt sürüsü gibi çevirdiler etrafını
Vurdular Bado’yu
Hem de arkasından kahpece
Köy Bado’suz
Bado köysüzdü artık
Nedir bu olup bitenler
Bado çok mu geldi köyümüze
“Neden zulüm altında insanlar„ diye sorması mı yalandı?
“ Zalimler güleç yüzlerinin arkasına gizlenmiş „
Uyarısı mı korkuttu onları
Onlar kim Bado kimdi

2001- Almanya

ADALI’YA

Ey şahin bakışlı!
Çürümeye yüz tutmuş asalaklar
Seni sana boğdurmak istiyorlar
Telaşlanıyor ve korkuyorlar

Ey ışığını kuşların kanatlarına işleyen Adalı!
Karanlıkta mumla yürüyen çocuklar
Artık birer meşale oldular
Dün mumları üfleyenler ise
Karanlığa gömüldüler

Ey başı belalı!
O yıkılmaz yüreğimiz ve eğilmez başımızla
Aşmadık mı dağları ?
O karanlık suratlarına tükürmedik mi cellatların?
Ateşler de yakılıp küllerimizle gömülmedik mi ?
Copla
Zincirle ve
Lafla vurulmadık mı ?

Ey Ada’nın  Güneşi !
Bu yalan-dolan diyarı kendi celladı olmuş
Bütün anaların yüreği gözyaşı dolmuş
Yılanlar olmuş ejderha
Ve ejderha kan istiyor daha

Ey özgürlük ateşini haramilerden saklayan
Ey güneşi Tanrılardan çalan ve insanlığa dağıtan adalı
Aşk olsun sana aşk !

2002- Almanya

Ben aslında sen’im

Ey bakıpta göremeyenler
İyi dinleyin

Akbabaları boğazından yakalayan
Kartal yuvalarında geceleyen
Yıldızlarla örtünen
Ve güneşle söyleşen benim

Kızıldere, Munzur, Fırat ve Dicle’de kana bulanan
Koçgiri, Dersim ve Amed’te vurulan
Asılan, sürgün edilen ve yakılan benim

Toprağa düşen alınteri
Celladın suratına sıçrayan kan
Benim
karanlığı aydınlatan

Anaların ıkınmasıyla yeniden doğan
Ve özgürlük ateşiyle harlanan benim
Başka yerde aramayın beni
Ben aslında Sen’im

Ey bakıpta göremeyenler iyi dinleyin
Şehitlerimiz bu yolda düşen
Ve yiğitlerimiz var hala döğüşen
Onlar size sesleniyor ve diyorlarki

Biz sofranızdan aş
Ve dudaklarınızdan gülümseme eksik olmasın diye
Sırtımızda taşıdık acıları

Durmanın ve susmanın zamanı değil artık
Kaldırın başınızı bu kavga sizin kavganız

Zaman
Acıları yok etmek için özgürlüğe yürümenin zamanıdır
Yoksa zaman sizi esir alır başkaldırmadığınız zaman
Ve zaman
Sizi kahreden bir acılar tufanına değil
Ellerinizde mutluluğun fırtınasına dönüşmelidir

Ve bundan dolayıdır ki
Yeter artık bitsin bu zulüm demenin zamanıdır

Temmuz 2003 – Almanya

BEN KÜRDÜM

Kürdüm ben
Ne derdime kulak veren
Ne de halimi soran olmadı benim
Derin sularda boğulmadan
Ve aslına sırtını dönmeden geldim bugüne
Yorgunum, perişanım
Yaralı ve dertliyim
Toprağı ilhak edilen
Kovulan, dört bir yanda vurulan
Uykusu zehir ve sofrası gasp edilen benim
ÇÜNKÜ BEN KÜRDÜM

Ama yiğit ve fedakar çocuklarım var benim
Onlar uyuyanı uyandıran
Korkağa cesaret, umutsuza umut
Ve karanlığa ışık verenlerdir
Bundandır başımın dik ve göğsümün kabarık oluşu
ÇÜNKÜ BEN KÜRDÜM

Artık geçmişini bilen
Kendini bulan
Güneşi gören
Ve yarına koşan biriyim ben
ÇÜNKÜ BEN KÜRDÜM

5 Kasım 2004

DUYUN BENİ !

Bir kuşun kanatlarında
çırpınırken
buldum
kendimi

Dağların
doruklarında
bağıran
kartalın
sesinde
gizlidir
çığlığım

Ahhh dayee!

Bakın bana
derin akan ırmakların izleridir yüzümdeki

Asın beni
en yüksekteki yıldıza
sallanap durmak ve parıldamak üstiyorum
ülkemin üzerinde

Vurun beni
en güçlü sevdayla vurun
ve sonra gömün beni
en derin aşkın içine
yanıp kavrulmak ateşlerde
küllerimden yeniden doğmak istiyorm

Bırakmayın beni karanlıkta
ya asın ya vurun ya gömün
Ya da duyun beni

05/03/2006 Bielefeld Almanya

Bielefeld Kürdistan Centrum isimli dernekte hazırlanan Tiyatro da ki son perde de okunması için şiir türünde yazılmış olan bir yazı. Oğlunun uyuşturucudan öldüğü haberini alan annenin ağıt yakması.

Biz fakir bir kürt köylüsüydük ve anamızın acı çığlıklarıyla doğmuştuk
ellerimiz bağlı, yüreğimiz çaresiz ve umutsuz yaşardık
vurulur, kovulur ve hiçe sayılırdık
çünkü ejderha kan istiyordu daha

İki yiğit evladımız,
“bu köle yaşamı kabul etmiyoruz” diyerek
umut dolu yüreklerini alıp dağlara gittiler

Biz ise,
kalan çocuklarımıza güzel ve güvenli bir hayat verebilmek umuduyla geldik gurbet ellere
ama onları Avrupa medeniyeti denen canavarın tuzaklarından koruyamadık
şimdi kaldık bir başımıza ve aldık yeni acıları sırtımıza döneceğiz ülkemize

Ey sağır kulaklar ve kör gözler
bizi iyi izleyin ve görün kendinizi yanlışlarımızda
biz toprağa düşen alınteri ve celladın suratına sıçrayan kan olaydıkta
gurbet ellerde acılara yenik düşmeyeydik

Ahh cıvanım ahh dağları yangın yeri köyleri yıkılmış ülkem
eey “bize bir şey olmaz” diyenler
bilinki biz aslında sizleriz, bize olan sizede olmuş demektir
biz anlayamadık
soframızdan aş ve dudaklarımızdan gülümseme eksik olmasın diye
acıları sırtında taşıyanların yanına giden çocuklarımızıda anlayamadık

Ya şimdi ?
Oğlımuz da bırakıp gitti bizi buralardan
oysa kuşların kanatlarına yüklemeliydi sevdasını
aşık olmalı, evlenmeli ve büyük insan olmalıydı demiştik
hayallerimiz bir bir yok olup gitti bizi yıkarak

Meğer zaman, acıları yok etmek için özgürlüğe yürümenin zamanıymış
bunu anlayamadık ve acılara yenik düştük
ve bundan dolayıdır ki
zaman bir acılar tufanına dönüştü ve aldı yavrumuzu bizden
oysa zaman mutluluğun fırtınasına dönüşmeliydi ellerimizde
ve oğlumuz gurbet ellerde bir hiç uğruna ölmemeliydi

Ey halimize bakıpta bize acıyanlar !
Her şey para değilmiş
her şeyimiz olsun dedik, her şeye duyarsız kaldık
ama oğlumuzu kurtaramadık
meğer asıl zenginlik çocuklarımız ve idealleriymiş
meğer onları dinlemek ve anlamak gerekiyormuş

meğer biz kör

sağır

dilsiz ve hayatın kölesi olmuşuz

oğluuum civanııım seni anlayamadık, bizi bağışla…!

H.ÇAVUŞ, 2006

Yeniden

Bakın bana
Derin akan ırmakların izleridir yüzümdeki

Asın beni bir yıldıza
Onunla parlamak
Ve orada olmak istiyorum

Vurun beni
En güçlü sevdayla

Gömün beni
En derin aşkın içine
Yanıp kavursun ateşi
Ve kül yapsın bağrında beni

Bırakmayın böyle yapayalnız beni
Çorak ve karanlıkta

Ya asın
Ya vurun
Ya gömün
Ya da duyun beni !

Hüsnü Çavuş

05.03.2007

ARAYIŞ

Aradığın nedir?
Eğer aradığın büyük öfkemin nedeniyse
Onu ancak
ağlayan bir çocuğun
gözyaşlarında bulabilirsin

eğer saçlarımdaki akların nedeniyse
onu ancak
zulmün zındanlarında bulabilirsin

aradığın nedir?
bir zulmün kendisi mi
yoksa nedeni mi?
ama biri olmadan diğeri olmaz ki

belki de sen kaybolmuş benliğini arıyorsundur

bilesin ki
kendini ancak
seni sen olmaktan çıkartanlara karşı
vereceğin kavga da bulabilirsin
ve ancak o zaman
gerçek doslukları
sevgi ve insanlığı bulabilirsin

unutma ki
aramak kadar
aranan yer de önemlidir
doğru yerde mi arıyorsun?
Öncelikle bunu bulmalısın
Ve sen
Kendini ancak
Kaybedilen bir halkın içinde bulabilirsin
Çünkü sen
Toplumla bir şey
Ama toplumsuz
Hiçbir şeysin

Hüsnü ÇAVUŞ
Şubat 09

 

ilginizi çekermi ?

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU´NUN BÜTÇE´DEN PARA TALEP ETMESİ ÜZERİNE HATIRLATMA

ALEVİ  BEKTAŞİ  FEDERASYONU´NUN  BÜTÇE´DEN PARA  TALEP ETMESİ  ÜZERİNE  HATIRLATMA DOGRU ÖNDERLİK BASARININ ANAHTARIDIR Alevilik ve …

Bir Cevap Yazın