Anasayfa / Yusuf Acil / “ŞEYTAN`IN” İKİ OĞLU

“ŞEYTAN`IN” İKİ OĞLU

 

 

Seçim veya referandum zamanları ülke vatandaşlarının politikaya ilgilerinin arttığı özel dönemlerdir. Bu dönemlerde her siyasal eğilim kendi dünya görüşünü kitlelere ulaştırmak için özel çabalar içine girer. Bu bugün içinde böyledir. Son bir kaç haftadır “yeni bir anayasa” yolunda kıran kırana bir tartışma yürümektedir. Yeni anayasa tartışmalarında sosyalist olduğunu iddia edenlerin bölündüklerini görmekteyiz.

Bunlardan birincisi, “yetmez ama evet” iken, bir diğeri halkı “hayır” oyu vermeye  davet etmektedir. Görüşümce bu iki görüşte kökten yanlıştır. Yanlışın ötesinde bu iki görüş, değişen dünya şartlarınında etkisiyle kendisini değiştirmek isteyen burjuva devlet makanizmasının şu veya bu kesiminin kuyruğuna takmıştır. Bu iki görüş zıt gibi görünsede esasında bir madalyonun iki yüzüdürler. Nedenini kısaca açıklamaya çalışayayım. Yeni anayasaya hayır diyen sosyalistlerin gerekçeleri şöyledir:

–    Kürtlerin ve diğer azınlıkların anadilde eğitim ve eşit yurtdaşlık istekleri es geçiliyor.
–    Çoğrafyamızda yaşayan tüm Kültürlerin ve diğer azınlıkların kimliklerinin inkarı sürdürülüyor.
–    Hak ihlallerine karşı insanın koruması yok.
–    İşçi sınıfının ve diğer emekçilerin sözde sendika haklarını genişletip görünerek aslında onları bu silahtan yoksun kılıyor ve onları
sermayeye ve devlete karşı korumuyor.
–    Alevilere yönelik somut hiç bir olumlu adım atılmıyor.

Bütün bu analizler genel doğrulardır ve ben kendimde şahsen katılıyorum. Dahası yeni sürece ayak uyduramayan ve direnen bazı güçler hariç, ordunun kendisi de dahil,  devlet bir bütün olarak AKP hükümeti eliyle diktatörlüğünün bir başka biçimine geçiş yapmaktadır. Tıpkı 50’lerde çok partili rejime geçildiği gibi. Bu noktanın kavranması çok önemlidir. Bu anlamda halk için yeni anayasada olumlu ve ileri adımlar arayanların büyük yanılgı içinde olduklarını söyleyebilirim. Bu durum ileriki yıllarda daha net ortaya çıkacaktır.

Peki bütün bunlar böyle iken, buradan yola çıkarak yeni anayasaya hayır demek neden doğru olmasın ki? Soru şudur: Peki bütün bu işaret ettiklerimiz, yeni anayasada yokda,  eski anayasada varmıdır? Her aklı başında insanın bunların eski anayasada da olmadığını ve hatta eski anayasanın bu konularda çok daha inkancı olduğunu bilir!
Ben şahsen bu analizi yapan arkadaşların varması gereken mantiki sonucun her iki; yani hem eski ve hemde yeni anayasaya karşı tavır almalarını, sadece güncel bir sorun olarak değil, ama devrimci bir görev olarak da beklerdim. Neden? Eski olsun yeni olsun, her iki anayasanın bu gerici sistemin değişik zamanlardaki ihtiyacına göre düzenlenmiştir. 12 Eylül öncesi, sırası ve sonrasında yaşananlar biliniyor. 12 Eylül, macera arayan ve gönülleri öyle istedikleri için bir sabah vakti darbe yapmadılar. 12 Eylül darbecileri hem iç hemde dış koşulların zorladığı bir sonuçtur. Sebebleri de çok yönlüdür. Unutmayın! Kenan Evren, o zamanın “büyük demokratı, sosyal demokratı” Bülent Ecevit’in iş başına getirdiği bir zattır.

Gerçekten sosyalist olan birinin veya kurumun, partinin bu duruma karşı alacağı doğru tavır her ikisine de hayır demesi gerekir! Bu hayırın buradaki gerçek anlamı BOYKOT olmalıdır. Boykotun AKP’ye yarayacağını söyleyenlere şunu hatırlatmak isterim. Hayır kime yarıyor? Evet veya hayır tutumu kesinlikle ve kesinlikle her iki klikten birine yedeklenme tutumudur ki sosyalist hareketin tarihi hep bu türlü yedeklenme yanlışlarıyla doludur. Siyasi ve ideolojik çizgilerinin bir sonucu olarak kendisine güvenmemiştir. Yedeklenmek onun adeta kaderi olmuştur.

Yakın tarihe kısaca bakıldığında bunun böyle olduğu görülecektir. Mustafa Suhpi ve yoldaşları katlinde bu vardır. Çünkü dost-düşmanı doğru değerlendirmemiştir. Sonrasında da bu böyledir. Mesela bir örnek daha vereyim. Sanırım 1977 genel seçimleriydi. Hummalı bir seçim yarışı sürüyor. Kim hükümet olacak tartışması hırla gidiyor. Devrimci hareketin büyük bölümünde yine aynı tutum. Neymiş! “Sosyal Demokrat” Ecevit almazsa Milliyetçi Cephe hükümeti gelecek! Yani aklı başında bir sosyalist buna sessiz kalırmıymış! Ne yapmalıymış peki! Tabiiki Ecevit’i desteklemek o gün için en devrimci görevmiş! Oysa Ecevit “hakça düzen” dediği günlerde devrimciler “halklarımız için tek kurtuluş yolu devrimdir” dediklerinde yüzü gerilir, hiddetlenir, çılgına döner ve “Türkiye’de halklar değil tek bir halk vardır” derdi.

Devrimci hareket ne yazıkki yaşadığı tarihten hala bir ders çıkaramadı. Zira, kötünün iyisini aramak için yola çıkaların sonu ya yeni adına AKP şahsında yeni türden bir gericiliğe yada ve maalesef eskinin kuyruğuna takılmak olur. Çünkü çoğu hala cumhuriyeti ve kurucu felsefesini devrimci olarak görür. Bunu onlara yaptıranın onların yanlış çizgilerinden başka bir şey değildir!

Böyle yapanların sosyalizm bayrağını taşıdığını söylemeye hakları var mıdır? Neden kendi bağımsız sosyalizm bayrağını değilde, şu veya bu burjuva kliğinin bayrağı altında saf tutulmaktadır?  Biz yeni bir dünyanın yaratılmasına mı inanıyoruz, yoksa varolanı ite-kaka ilerletmeye mi? Yada reform mu devrim mi? Ki bugün ki durum ilerici manada bir reform da yok! Tarihi böyle ilerleteceğini sanan bu türden sosyalistler bilmelidirler ki bu sadece ve sadece başkalarının şemsiyesi altında kendilerini korumaya yarar. O şemsiye günü geldiğinde üzerinizden çekilip alınacağını bilmelisiniz! Zaten hep öyle olmadı mı? O şemsiye çekildiğinde Mustafa Suhpi ve yoldaşları; o büyük komünistler bunu hayatlarıyla ödediler. Yeni gerici anayasaya tavır almak yanlış değil, yanlış olan ona karşı cıkarken, eli kanlı askeri cuntancıların anayasasını savunmaya kadar düşebilmektir. Bunu kavramak çok mu zor?

Bir ata sözümüz var bu sözle bitireyim:
Şeytanın iki oğlu varmış. Biri ilik, biri bilik. İlik’ede lanet, Bilike’de.

ilginizi çekermi ?

Şeytanın oğlu 2

nmüyordum aslında, fakat soni iki gün içinde fikrim değişti ve bu yazım ortaya çıktı. Konuyla …

Bir Cevap Yazın