Anasayfa / İsmet Cantekin / Sendika Hatıralarim ve Ergenekon

Sendika Hatıralarim ve Ergenekon

Sendika Hatıralarim ve Ergenekon

Ergenekon (ETÖ) Dava’sı medyada açıklandıktan sonra, adı sık geçen TÜRK METAL-İŞ Sendikası ve onun 35 yıllık Genel Başkanı Nustafa ÖZBEK’i çok eskilerden hatırladım.

1946 yılından önce, 2. Paylaşım savaşı (2. Dünya Savaşı) sonrası İnönü hükümeti son anda kazananların yanında yer alarak, batıya iltihak etmişti. O anlamda, bazı göstermelik de olsa demokratik haklar getirmişti. Örneğin kapalı oy kullanma sistemiyle seçim yapılma gibi..

Ondan öncesi seçim bir komediydi. Oylar masa başında, görevlilerin gözü önünde AÇIK zarfa konuluyor, GİZLİ sayılıyor ve buna da demokrasi deniyordu.

 

Bu durumda yine göstermelik de olsa işçilere sendika kurma hakkı verilmişti ama, GREV ve Toplu-İş Sözleşme hakları yoktu. Buna rağmen sosyalistlerin önderliği ve yardımlarıyla sendikalar kurulmaya başlanmıştı.

 

1950 yılında DEMOKRAT  PARTİ iktidara geldikten 2 yıl geçmeden, seçim öncesi kendisini “Grev ve Tolu İş Sözleşmesi Hakkı Vereceğiz” diye oy aldıkları işçilere ihanet ettikleri bir yana, zaten örgütlenen işyerlerinin tamamı kamu işyerleri olduğundan, sendikaları denetim altına almak amacıyla Türk-İş Konfederasyon’unu kurdurttular. Bu arada ülkemizde Amerikan Sendikacılık modeli örnek alınmış, ona göre örgütleniliyordu.

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>

Devlet özellikle silah ve mühimmat fabrikalarının bulunduğu Makine Kimya Endüstrisi işyerlerini bir sendikada birleştirdi.Başına da sonradan Adalet Partisi Milletvekili seçilen (1965-69) Kaya ÖZDEMİR’i getirmişti. Sendika ABD tarzı federasyon biçiminde örgütlenmiş, Metal-İş Sendikaları Federasyonu adıyla ülkede örgütleniyordu. Bu arada Türk-İş Sendikacıları AID yardımlarıyla (şimdiki AB ve Soros yardımları gibi) Ankara’da bakanlıkta bol harcırahlı seminerlerde ABD Sendikacıları tarafından eğitiliyorlar, burada seçilenler de daha sonra 3 aylık ABD gezilerine gönderiliyorlardı.

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>

1963/ Haziranda o zamanki hükümet gerçek anlamda “Sendikalar Grev ve Toplu-İş Sözleşmesi” yasalarını çıkarınca ülkede özel sektörde de örgütlenme çalışmaları hızlandı.

Ben 1965 Haziranında Bolu Orman *** tamirhane Müdürlüğünde İş Makineleri Stajında, işyerindeki 650 işçinin örgütlenerek sendika kurmasında (Bolu Metal-İş Sendikası) ve bu federasyona bağlanmasında yardımcı olmuştum. Daha sonra tayin olduğum Muğla ve Balıkesir *** Tamirhanelerindeki işçilerin de sendikal çalışmalarına katılmış ve en sonunda da işten ayrılmak zorunda kalıp Bursa’ya dönüşümde, Bursa Metal-İş sendikasına uzman ve kısa süse sonra da Başkan olmuştum(1970/Haziran). Bu tarihlerde Mustafa ÖZBEK MKE Kırıkkale Fabrikalarında işçi olarak çalışırken bir ara İşyeri İş Temsilcisi seçilmişti. Kırıkkale’nin askeri silah ve mühimmat fabrikalarında, devrimci sendikalarının örgütlenmesini önlemek için, MHP devlet desteğiyle güçlendirilmişti. M.ÖZBEK bu arada Ülkücü olarak da MHP de görev almıştı.

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>

Metal-İş federasyonu Türkiye’de örgütlü 35 sendikası ve 85.000 üyesiyle önde gelen güçlü bir federasyondu. Bu sırada Türk-İş Konfederasyonu eski ABD tipi Federasyon tipi örgütlenmeden, merkezi “Milli Tip” sendikal örgütlenmeye geçilmesi için karar almış ve bunu bağlı Federasyonlara uygulatıyordu. Bu konuda biz de yeni merkezi tip için “*** tüzük” hazırlıklarına başlamıştık. Kurulan komisyona ben de seçilmiştim. Komisyon yurtdışındaki, özellikle Avrupa’daki, Fransa CGIL, Almanya DGB (İG Metal) İsveç, İtalya sendikaların tüzüklerini inceleyip bir taslak hazırlamıştık. Taslak “Başkanlar Kurul”unda kabul edilerek imzalanmış ve her sahifesi paraf edilerek bakanlığa verilmek üzere Başkanlığa teslim edilmişti.

Yeni Sendikanın adı Türk-Metal olarak başkanlar kurulunun çoğunluk kararıyla kabul edildi.*** Tüzük olabildiğince “Demokratik”ve işçilerin sendikada seçilmek ve denetlemek konularında etkin kılan maddeler içeriyordu. Daha önemlisi, “Sendikaların ve işçilerin doğrudan politika ile ilgilenmelerini” ve daha önemlisi de “Sınıf Mücadele”si öneriyordu.

*** Tüzüğün tasdikinden sonra Başkanlar kurulu toplandık. Ben yanımda Bolu Başkanı ile,Yürütme Kurulu Masasına bitişik oturuyorduk.Tüzüğün onaylanmış nüshaları elden ele dolaşırken bana geldiğinde, bazı sahifelerde paraf ve imzamın olmadığını fark ettim. Daha dikkatli inceleyince, tüzükteki tüm “Demokratik” maddeleri ile amaç maddesi değiştirilmiş, yerine adeta “Faşist” bir tüzük yazılmıştı. Durumu yanımdaki başkana gösterdiğimde, o da yanındaki Yürütme Kurulu Üyesi İstanbul Otomobil-İş Sendikası Gn.Başkanı ve Yürütme Kurulu Üyesi Aydın ÖZEREN’e (Şeytan Aydın) göstererek sordu. Aydın azarlarcasına tersleyince, sinirli arkadaş elinin tersiyle Aydın’a sertçe vurunca, herkes ayağa kalktı. Neredeyse kavga çıkabilirdi. Zira herkes sendikacı seçiminden hemen sonra, MKE Silah Fabrikasında gizlice imal ettirdiği silahları belindeydi. Ben seslenerek durumu izah ettim.Yürütme Kurulunda bizi temsil etsin diye seçtiğimiz Şeytan Aydın bizi satmıştı. Biz 23 sendika ayrılıp, daha da mükemmel bir *** Tüzük hazırlayıp Metal-iş kolunda ÇAĞDAŞ  METAL-İŞ Sendikasını kurduk.

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>

Yeni yapılan Genel Kurul’da boykot ederek yeni kurulan Türk Metal Sendikasına katılmayarak ayrılmıştık. Bu genel kurulda (1973/Kasım) Mustafa ÖZBEK, Kırıkkale Metal-İş Sendikası Başkanı olarak yeni yönetime seçilerek, Türk Metal-İş Sendikası Genel Yürütme Kurulu üyesi olarak görev aldı.

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>

Biz Çağdaş Metal-İş Sendikası, Kırıkkale’de; mahkeme kararıyla yapılan “Referandum”la, işçilere çok baskı yapılmasına rağmen büyük çoğunlukla kazandık. Bu sırada işi zorbalığa dökenleri yönlendiren bu Mustafa ÖZBEK idi. Nitekim silahlı saldırıda, Şube Başkanımız ağır yaralanmış, yanında bulunan oğlu hain kurşunlara hedef olarak can vermişti.

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>

Birkaç yıl sonra biz, işveren ve devlet baskısına dayanamayarak, DİSK Maden-İş sendikasıyla birleştik.Türk Metal Bursa’da örgütlenme çalışmalarına, Tofaş ve Oyak-Renault Otomobil Fabrikalarında başladı. Başarılı olamayınca, Tofaş Fabrikası öğleden sonra saat: 16-24 vardiyası çıkışında Türk-İş Eğitim arabasıyla, Türk Metal-İş Sendika Yönetici ve uzmanlarınca dağıtılan bildirileri almayan işçilere kızarak, tam çıkış kapında silahla rastgele kalabalığa ateş açtılar ve bir üyemizi öldürüp birkaç üyemizi de ağır yaraladılar. Katil Kırıkkale Metal-İş Şube Yön.Kur. Üyesi Baki YEŞİL tutuklandı. Baki YEŞİL; Bursa hapishanesinden, arkadaşım ve sendikamızın G.Başkanı Fehmi IŞIKLAR’a sözlü ve mektupla, bu olayla ilgili önemli bilgiler vereceğini iletmesinden kısa sonra Balıkesir Hapishane’sine nakledildikten birkaç gün sonra da orada öldürülmüştü. 1980/12 Eylül sonrası kapatılan sendikalarımız, üyelerimizinde bu sendikaya zorla üye kaydedilmesiyle, sendika üyesi 300.000’leri aşmış ve bir brüt yevmiye üye aidatıyla da sendika kasasında milyar dolarla ifade edilen servetler birikmişti.Tofaş’daki öldürme olayı da, bu Mustafa ÖZBEK’İn adamaları ve ülküdaşı Türk Metal-İş Sendikası yöneticileri tarafından örgütlenerek uygulanmıştı. Kıbrıs’a ve Kıbrıs olaylarına başından beri karışan , Türk Metal-İş ve ebedi Gn.Başkanı M.ÖZBEK’in kurdurduğu ve sahibi olduğu; Avrasya Radyo Televizyonu ART’de, yeni Pantürkist İdeolojinin bayraktarlığını yaptığını da uzun zamandır televizyondan, işçi aidatlarıyle oynanan oyunları da üzülerek ve ibretle seyrediyorum.

<!–[if !supportEmptyParas]–> <!–[endif]–>

Bu olayları en ince teferruatına kadar, Türkiye’de sendikalar üzerinde gerçek bir uzman olan Cumhuriyet Gazetesi işçi ve sendika haberleri yazarı Sn.Şükran KETENCİ  çok iyi bilir.

Benim tuhafıma giden ve hazmedemediğim; 1960 sonrası Türkiye’de ilerici harekete yardım ve katkısı olan, yazarlarından başta İlhan SELÇUK olmak üzere, pek çoğunun bedel ödediği bir gazetenin ve yazarlarının, Ergenekon olayıyla ilişkilerine bir anlam verememiştim. Ancak bu yaz İstanbul’a gittiğimde olayı çözünce de şaşırıp kaldım. 38 yıl sürekli okuduğum Cumhuriyet Gazetesi bundan 4-5 yıl önce maddi sıkıntıya düşünce, şirketin %40 hissesini, o zaman ki İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Gündüz ÇAPAN’a satmışlar, bir iki yıl önce, onlar da hisselerini Türk Metal-İş Sendikasına devretmişler:Yani Cumhuriyet Gazetesi’nin neredeyse yarıya yakını, bu cümle alemce ne mal olduğu bilinen bu“Faşist” sendikaya satılmış ve Gazetenin Yönetim Kurulunda söz ve karar sahibi olmuşlar.

Nereden nereye diye düşündüm….

 

1871/12/Mart Ziver Bey köşkünde özel işkencelerden geçmiş, başta İlhan SELCUK olmak üzere; Veli KÜÇÜK ve diğer şaibeli ve müseccel kişilerle bir arada olmalarına inanmak içimden gelmiyor. Hele Doğu PERİNÇEK ve Prof.Aydın KÜÇÜK işe bir koğuşta olmak, benim yıllarca yazılarını okuyup yaralandığım bu „sosyalist“ kişilere zor gelmiş olmalıdır.

 

Yaşadıkça daha çok hayal kırıklığına uğracakyacakmıyız ne?

ilginizi çekermi ?

Kritik siyasi durum

Kritik siyasi durum Ülkemizde tüm devlet kurumları ve erk ; Yargı, Yürütme va Yasama, asla …

Bir Cevap Yazın