Anasayfa / Mehmet Akbulut / Seçim Değerlendirmesi

Seçim Değerlendirmesi

Seçim Değerlendirmesi

KÖTÜNÜN ZAFERİ (DEVLET ZULMÜ)

 

 

“Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur. En güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir, adaleti olmayan güç ise zalim.

Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkanı olur. Çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek. Bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.

Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete vermedik. Çünkü güç adalete karşı çıkıp,  kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılmadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık.”   PASCAL

 

 

AKP, güçlü olmanın haklılığı anlayışı ile bu  seçim sonucunu  aldığı belli. Yoksa Tavşanlı halkı; “Bizim sularımızı ne güzel zehirlediniz. Ne güzel hastalanıyoruz. Bu nedenle size oy verdik” demiş olamaz.  ‘Bu adamlar devlet olanaklarıyla güçlüler, bu şirketi getirdikleri gibi ancak onlarda olan bu güçlülük götürebilir’ anlayışı, Tavşanlı halkının oylarında belirleyici olmuştur. Diğerleri de böyle… Yoksa toplumun %50 sini tümden ‘Röntgenci, kaset çeteci, kopyacı, sanat düşmanı, siyanürcü, hidroelektrik santrallerini isteyen, muhbir, küfürbaz v.s. ilan etmek gerekir ki bu hiç doğru olmaz.

Demokrasimizin güçlü olmamasının da  alınan seçim sonuçlarında rolünün olduğunu söylemeliyiz. AKP; iktidarını sağlamlaştırmak için demokrasiyi bilerek ve isteyerek zayıflatıyor. Çünkü demokrasinin güçlenmesi, iktidar alanının daralması ve muhalefetin güçlenmesini getirir. Oysa AKP kendi iktidarını güçlendirmenin peşinde… Çevresi ve destekçilerini dikkate almakta, bunların dışındaki toplumsal dinamiklerin istemlerini ise dışlamaktadır. İktidardaki gücünü arttırmaya yönelik yasal ve kurumsal anlamda her şeyi yapmaktadır. 12 Eylül’ün kurumsallaştırdığı tüm kurum ve kuruluşları yok etmeden kendisine dönüştürerek baskıcı sistemi sürekli kılmaktadır. Geri bıraktırılmış toplumlarda bu baskıcı durum seçim sonuçlarına  yazık  ki  böyle yansımaktadır..

 

Bu seçimlerde soldan yana olan milyonlarca kişi yine CHP ye oy verdi. Kimi korkuların, umursamazlıkların ve alışkanlıkların bu tercihte rolü olduğu görülüyor. AKP’nin üç dönem arka arkaya seçimi kazanma gücünün olması, insanları tek merkeze yöneltti.  AKP’nin güçlenmesinin yavaşlatılmasının bir yolu olarak CHP’nin güçlenmesi bir çare olarak görüldü. Kılıçdaroğlu faktörünün de bunda rolü oldu.

Ancak bu haliyle CHP nin iktidar olamayacağı açıktı. Bırakın AKP ye karşı bir direnç hattının örülmesini, CHP giderek AKP düzenine yanaştığı, benzeşmeye çalıştığı bile söylenebilinir.

Türkiye’nin gericileştirilmesine, bağımlılaştırılmasına, stratejik sektörlerdeki ve diğer özelleştirmelere karşı bakış açılarında ikisi arasında ölçülebilir bir farklılık gözükmedi.

Bu gün için en umutlanılabilinecek gelişme, 36 bağımsız adayın meclise girmeleridir. Emek-Demokrasi-Özgürlük bloğunun adaylarının; mecliste yeni ve dönüştürücü bir dinamik olacaklardır. Ertuğrul Kürkçü’nün deyimiyle ‘Yeniden devrimci parlamentarizmi Ankara’ya taşıyacağız’    sözü önemlidir. İnanıyorum ki benim de desteklediğim sevgili Sıtkı Süreyya Önder ve diğer  sosyalist bağımsızlar hiç eğilip bükülmeden bu süreci  tamamlayacaktır. Tabiiki son yaşanan akıl tutulmaları aşılabilirse.

Dt.Mehmet Akbulut

ilginizi çekermi ?

Van depremi üzerine

Van depremi üzerine ‘VAN’ gibiyim işte.! ‘’Nasılsın?’’Diye sorma ‘VAN’ gibiyim işte. Bir yanım yıkık ve …

Bir Cevap Yazın