Anasayfa / Yusuf Acil / ONUR ÖYMEN’İ DİNLERKEN

ONUR ÖYMEN’İ DİNLERKEN

ONUR ÖYMEN’İ DİNLERKEN

10 Kasım 2009 tarihinde Demokratik açılım üzerine mecliste yapılan görüşmeler sırasında CHP adına konuşan Onur Öymen, terörle mücadele meselesi üzerine hükümeti eleştirirken ‘Dersim’de Atatürk ne yaptıysa onu yapalım’ önerisi CHP’nin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya çıkardı. Onur Öymen belkide hayırlı bir iş yapmış oldu. Çünkü Öymen bu açıklamaları ile, cumhuriyetin resmi ideolojisinin ne olduğunuda ve neler yaptığını açıklamış oldu. CHP adına konuşan Onur Öymen’in Kürt sorunun  çözümü için vermiş olduğu Dersim’de 1937-38 de neler oldumuştu, neler yaşanmıştı?

25 Aralık 1935‘te Tunceli Kanunu çıkarılır. Bu kanunu takiben Dersim’in adı Tunceli olarak değiştirilir. Sonrasında  Birinci Genel Müfettişlik kapsamında bulunan Elazığ, Tunceli, Erzincan ve Bingöl’ü içeren Elazığ merkezli Dördüncü Genel Valilik kurulur (6 Ocak 1936). Bu genel valiliğin başına ve Komutanlığına Abdullah Alpdoğan atanır. Elazığ’da İstiklal Mahkemesi adı verilen bir askeri mahkeme kurulur. Bu mahkeme özel olarak Dersim için teşkil edilir.

Tunceli Kanunu’nun kapsadığı alan sadece Dördüncü Genel Valilik kapsamına giren illerle sınırlı kalmaz. Sivas, Malatya, Erzurum ve Gümüşhane illeri de bu kanunun geçerlik alanına dahil edilir. Böylece Tunceli Kanunu merkezi Dersim olmak üzere Kızılbaşlarla yerleşik tüm sahayı kapsamına alır. Dersim, bu kanunla “Yasak Bölge“ ilan edilir.  Giriş çıkışlar özel izne tabi tutulur. Ordular Dersim’e sürüldü.. Dersim’e bomba yağdırır. Dersimliler magaralara sıgınır. Giriş çıkışlar izne tabi olduğundan insanlar açlıkla karşı karşıya kalır. Buna karşı bazı aşiretler direnir. Büyük kıyım yapılır.

O zamanın emniyet genel müdürü ve eski dışişleri bakanı İhsan Sabri Çaglayanğil 1986 yılında yapılan bir ses kaydında ‘Neticeyi söylüyorum. Bunlar kabul etmediler. Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinden. Bunları fare gibi zehirledi. Yediden yetmişe Dersim’lileri kestiler. Kanlı bir hareket oldu. Dersim davası da bitti.’’ der.

15 kasım 1937 de Seyit Rıza ve oğlu ile birlikte 6 kişi elazıg’da idam edilir.Seyit Rıza idama giderken son sözleri ‘Ewlade Kerbelayme Be xetaymeAyıvo, zılmo, cinayeto.( bu ayıptır.zalimliliktir cinayettir) Bunu Çaglayanğil anılarında aktarır.(Çağlangilin anılar kitabının bu bölümünü herkesin okumasını öneriyorum) Çünkü Çağlayangil dersime saldırı .hazırlığında da idam esnasında da oradadır. Ve bugün bile Seyit Rıza’nın mezarının nerede olduğu bilinmiyor. Devlet mezarı bildirmeye yanaşmıyor.
Peki CHP adına kürsüde bulunan Onur öymen konuşmasını nasıl anlamak gerekir? Birincisi, CHP ve temsilcisi Öymen katliamcılığının ve kıyımcılığın temsilcisidir. Tıpkı MHP gibi. İkincisi, CHP ve Öymen Türküye’nin tarihindeki kanlı lekeleri temizlemek şöyle dursun, yapılan kıyımları, kanlı vahşetleri suvunmaya devam etmektedir, tıpkı MHP gibi. Üçüncüsü, hala Kürt sorunun çözümünü bu kanlı katliam ve kıyımları temel alarak yürünmesini salık veriyor.tıpkı MHP gibi.
Onur öymen’in  bu açıklamaları yıllardan beridir devrimci hareket içinde CHP’nin siyasi çizgisine dair vuku bulan bir tartışmayı aklıma yeniden getirdi. Gerçekten sosyal demokrat  bir partimidir CHP? Bu açıklamalar sonrasında tüm namuslu demokrat veya  sosyalist insanların CHP’nin MHP ile farkını bir kez daha düşünmelerini öneriyorum. Bu parti olsa olsa nasyonalist bir parti olabilir!
Düşünebiliyormusunuz, şimdiki ismi ile Tunceli olan Dersim, yıllarca CHP’ye oy vermiş bir il. Bu ırkçı parti ve temsilcisi için bu durumun bile bir işe yaramamıştır. Elbette yaramayacaktır. Irkçı-faşişler için Oy almalarının bir önemi yoktur. Onlar için esas olan sistemin bekasıdır. Sistemin devamını sağlanacaksa katliam ve kıyımları önermekte tereddüt etmezler.
Şimdi bence Onur Öymen’e çok kızmanın anlamı yoktur!  Ve açıktır ki Onur Öymen bazıların bazı gerçekleri anlamasına büyük katkı sunmuştur. Tabii anlamak isteyenlere. Hele hele CHP’yi her şeye rağmen kendisine yakın bulan Kızılbaş Alevilerine herhalde bir şeyler hatırlatmıştır.
Bir kez daha anlaşılmıştır ki CHP’ye (diğer düzen partilerini saymama gerek bile görmüyorum. Hepsi bir elin parmaklarıdır) oy vermek demek, idam ipini kendisinin boynuna kendi eliyle geçirmesi ve yapılan katliamları imzalamak demektir. Sonrasında kalkıp ‘biz aleviler hor görüldük, inkar edildik, asmile ediliyoruz, yok sayılıyoruz’ demenin hiç bir samimiyeti olmayacaktır.
Önerim;
1- CHP ve hiç bir düzen partisine oy verilmesin.
2- CHP içinde yer alan Kürt alevi kökenli milletvekilleri, parti yetkilileri, üyeleri istifaya davet edilmeli, etmeyenler teşhir edilmelidirler.
‘Kürt Açılımı’ üzerine yazımın ikinci bölümünde devam edeceğim

ilginizi çekermi ?

Şeytanın oğlu 2

nmüyordum aslında, fakat soni iki gün içinde fikrim değişti ve bu yazım ortaya çıktı. Konuyla …

Bir Cevap Yazın