Anasayfa / Yusuf Acil / KÜRT AÇILIMI MI DAYATMA MI?

KÜRT AÇILIMI MI DAYATMA MI?

KÜRT AÇILIMI MI, DAYATMA MI?

Resmi açıklama ve deyimle Kürt sorunu olarak tartışılan ama doğru tanımlanması Kürt Milli Meselesi olan sorun, son yirmi-otuz yıl içerisinde pratik manada gündemi işgal etse de, kökleri çok gerilere dayanıyor.

Bugün yeni bir açılım, yeni bir politikadan söz ediliyor. Özal dönemini ve bazı kısa açıklamaları saymazsak, devlet katında meselenin bu denli geniş boyutlarda ele alınmadığını söyleyebiliriz.

Peki devlet neden bu meseleyi gündemine aldı? Ya da en azından devletin bir kesimi veya Erdoğan hükümeti neden sorunu geniş kesimlerle ilişkilendirerek-tartışarak ya da görüşlerini alarak gündemin ilk maddesi durumuna getirdi?

Birincisi uluslararası güçlerin (ABD emperyalizminin) orta-doğu ve çevre bölgelerle ilişkili politikaları ve stratejisidir. İkincisi, Türkiye’nin bu politika ve strateji içindeki yeri ve konumudur. Bu politika göre Türkiye kendi iç sorunlarını çözemese bile en asgari yaşanabilir düzeye düşürerek bölgede rolünü oynayabileceğinin düşünülüyor olmasıdır. Türk devleti için Kürt Milli Meselesi çözmesi gerekli olan sorunların içinde tek değilse bile en önemli sorunlarından birisidir. Dolayısıyla bu meselede eski yaklaşim ve politikalar hem emperyalist güçleri ikna edememekte, hem de mevcut tıkanma ve  Türk devletinden beklenen rolü oynayamaması nedeniyle böylesi bir açılım gerekli görülmüştür. Denilebilir ki bu açılım AKP’nin Kürt oylarına göz dikmesi nedeniyle bir gelecek seçim oyunudur. Olabilir, ama bu asla açılımın esas yanı değildir. Unutulmasın, Kürt oylarını kazanacak bir AKP, diğer yandan şovenizmle zehirlenmiş batıdaki milliyetçi kitlelerin oylarının bir bölümünü de kaybedecektir. Dolayısıyla sorun sadece bir iç mesele veya seçim oyunu olarak değilde, daha geniş manada düşünülmek zorundadır.

Bir de bu noktaya gelinmesinde başka bir dinamik var ki, bu özel olarak düşünülmelidir. Denir ki “ağlamayan bebeğe mama verilmez”. Kürtler sadece ağlamadılar. Ağladılar ve yalvardılar, ama olmayınca ayağa kalktılar, dikeldiler ve ağlattılar da. İşte bu direniş ve arzular olmadan meselenin gündeme gelmesi imkansızdı. Yani meseleyi devlete ve gelip geçen tüm hükümetlere dayatan Kürt ulusunun dirayeti, iradesi ve siyasal eylemidir. Ki bu nokta diğer saydıklarımızın içinde esas yanı teşkil eder.

Düşünün, ortada bir sorun olsun, ama soruna dair politik bir istek veya isteğe dönük bir mücadele olmasın. O durumda neden sorun gündeme oturmuş olsun ki? Son yirmi-otuz yılın ayırtedici özelligi burada yatmaktadır.

Şimdi ise devletin yapmak istediği şudur. Ne olursa olsun Kürt hareketini çözmek, dağıtmak ve giderek tasfiye etmek. Bunu başarabilir mi? Bu noktayı şimdilik geçelim. Devleti oluşturan kliklerin hangisi olursa olsun, birleştikleri tek sonuç budur. Her iki kliğin birleştiği temel nokta “tek devlet, tek bayrak, tek millet” tir. Metod meselesinde ayrılmaktadırlar. Yani sadece kanla bastırarak mı, yoksa şiddet eşliğinde, bazı demokratik hakları kabul ederek mi aşilacağı bir metod sorunudur. Ayrılık noktaları buradadır. Ordu ve hükümetin metod meselesinde ne kadar farklı düştükleri de başka bir tartışma konusudur ya….. Ama metod meselesindeki ayırlık küçümsenmesin! Zira bazı demokratik hakların kabulüne doğru gidişat kendisiyle beraber başka bazı tartışmaları gündeme getirir ve artı Kürt ulusu lehine yeni koşullar ortaya çikarir. PKK ile görüşme iddiaları, Kürt sorununun varlığının devletçe açıktan dillendirilmesi, can kaybının yarattığı acıların dinmesi adına, her iki taraftan ailelerin yan yana getirilmesi, hükümetin yakın zamana kadar PKK uzantısı ve terör savunucusu olarak suçladığı DTP ile görüşmesi vs. Tüm bunlar mevcut resmi tarih ve ideolojinin aşinması ve çözülmesine doğru bir gidişattır.

Peki bu tartışmaya ilişkin neler söyleyebiliriz? 1. Tüm güdüklüğüne, çeliskisine rağmen bu açılım, (ne, ne kadar açılacak onu göreceğiz) ileriye doğru (ilerici değil) atılmak zorunda kalınmış bir adımdır. 2. Kürtler, açıktan olmasa da, bir biçimde bir taraf olarak muhattap alınmıştır ve bu iyidir. 3. Toplumda var olan barış arzusunu güçlendirmiş, etkisini hemen göstermesede şövenizmin kırılmasına önemli olanak sağlayacaktır.  Bunlar iyi yanlardır.

Diğer yanı ise, Kürtlerin bir ulus olduğunun inceden inceye inkarı sürdürülüyor. Evet Kürtler bir ulustur ve açıktır ki, bu ulusun kendi kaderini tayin hakkı, yani devlet kurma hakkı hala inkar edilmektedir. Kürtler ayrı devlet kurar mı, bu hangi şartlarda doğrudur, bugün ayrılık doğru mudur meselesi ayrı bir tartışma konusudur. Evlenme (üstelik gönülsüz ve sevgiye dayalı olmayan evlenme) hakkı olacak ama ayrılma hakkı olmayacak? Bu olmaz. Her ezilen ulus gibi Kürt ulusuda bu hakka sahiptir ve bu hak kayıtsız şartsız savunulmalıdır!

Acı ve ilginçtir ki, Kürt siyasal hareketinin kendisi de devlet meselesine yaklaşimı olumsuzdur. “Devlet, federasyon, özerklik istemiyorum” yaklaşimı resmi ideoloji ile örtüsmektedir. Bu bir kırılma noktasıdır ve devlete büyük bir rahatlama vermektedir.

Ama yine de neyi ve nasıl yapacağı meselesinde karar o ulusun kendisine aittir. Gerçek şudur ki, Kürt hareketi, ulusunun varlığını, onun haklarını büyük bir mücadele süreciyle dayatmış, bir ölçüye kadar açıktan kabul ettirmiştir.

Şimdi bu ileriye atılmak zorunda kalınmış adıma dayanarak-en azından tartışma düzeyinde-, Kürt ulusunun, ve diğer azınlık milliyetlerin kendi kaderlerinin tayin hakkının doğru kavranması gerekiyor. Özellikle ezilen bir inanç gurubu olan Alevi örgütlenmeleri doğal ve çok haklı olarak devletin öteden beri kendileri üzerinde yürüttüğü baskılara ve sünnileştirerek asimile etme çabasina karşi  mücadele ederlerken, Kürt ulusunun  haklı mücadelesinin demokratik yanına destek vermeyen, yada sesiz kalan politikalara sahip olmaları, esasen kendi mücadelelerinide güdükleştirmektedir. Zira her ezilen topluluğun, ister sınıf, ister ulus, ister ezilen cins ve isterse inanç gurubu olsun, şayet özgürlük istiyor ve bunun mücadelesini veriyorsa, diğerlerini dikkate alması ve dayanışması gerekmektedir. Tersi anlayış toplumsal dönüşümü sağlayamaz ve onu amaçlarına ulaştıramaz. Bu Kürt siyasal hareketi içinde geçerlidir. Onlarında çok yaygın biçimde ‘benim evim yanarken başkasının derdine koşamam’ gibi sözlerine çokça rastlıyoruz. Ki Kürt siyasal hareketide Alevilerin baskı altında olmasına karşi ciddi bir mücadele vermiş sayılmaz. Bunlar yanlış anlayışlardır.

Birde şu noktaya vurgu yapmak durumundayız. ‘Bu proje ABD emperyalizminin dayatmasıdır’ diyerek Kürt ulusunun mücadelesinin haklı ve demokratik mutevasını desteklememek yanlış olur. Elbette emperyalizmin bir ülkenin iç sorunlarına müdahale ederek kendi lehine sonuçlar çikarmasini lanetler ve kınarız, ama asla Kürt sorununu dış kaynaklı bir sorun olarak görüp sırtımızı dönemeyiz.  Bundan şuda anlaşilmamalıdır; Kürt siyasal hareketi ne diyor ve ne yapıyorsa mutlaka desteklenmelidir. Hayır gerekli  olduğu zamanlarda eleştiriler en sert biçimde yürütülmelidir. Yanlışın kimden geldiğinin önemi yoktur. Esasta devlet politikasından kaynaklı olarak coğrafyamızdaki ezilenlerin birbirlerinden koparılmış olması hangi millete mensup olursa olsun emekçi halkın çikarlarinin ortaklığını ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle, Kürtler bir ulustur ve kendi kaderini tayin hakkına sahiptir. Bu hak devlet kurmayı da kapsar. Bu net bir ayrım ve kopuş noktasıdır ve inatlaşma çizgisi değildir. Bu çizgi milli meselelere yaklaşimda olmazsa olmaz olan doğru bir yaklaşimdır. Ve altını çizerek anlatmalıyız ki bu çizgi ışığında değişik uluslardan emekçiler ve ezilen halklar uzun vadede gönüllü ve sağlam temellerde birleşerek halkların gerçek enternasyonalist cumhuriyetini kurabilirler.

Doğru çözüm öz olarak şudur: 1-Tüm uluslara tam hak eşitliği ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı 2- Çesitli milliyetlerden halkların gönüllü birliği 3- Bölgesel özerlik 4- Diller üzerindeki her türlü baskının kaldırılması. Bu temelde sınıfsız, sömürüsüz bir dünyanın hizmetinde olan Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin yaratılması.
İlgi duyan arkadaşlarla bu konuyu tartışmayı öneriyorum

ilginizi çekermi ?

Şeytanın oğlu 2

nmüyordum aslında, fakat soni iki gün içinde fikrim değişti ve bu yazım ortaya çıktı. Konuyla …

Bir Cevap Yazın