Anasayfa / İsmet Cantekin / İntihar etme paşa seni bir 50 yıl daha besleyelim

İntihar etme paşa seni bir 50 yıl daha besleyelim

İntihar etme paşa seni bir 50 yıl daha besleyelim


Bugünkü BÜRGÜN Gazetesinde, başlığı okuduğumda, o meş’um günlere gittim. Daha 1980 yılının başlarındaydık.1977 yılında MESS, Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası  Genel Başkanı olan Turgut ÖZAL, o tarihte DİSK Maden-iş Sendikamızın Toplu-İş Sözleşmesi görüşmelerindeki uzlaşmaz tavrtı sonucu Büyük GREV’lere neden olmuş, bunu da halka “Biz sol güçlerin devlete karşı bir eylemi olarak, yandaş medyası ve devlet TRT’si eliyle” pazarlamıştı.

Tekelci Sermayeye hizmetinden ötürü kendisi Başbakan Demirel tarafından, Başbakanlık Müşteşarlığına tayin edilerek ödüllendirilmişti.

24.OCAK.1980 Kararlarını Turgut ÖZAL okuyarak, kamuoyuna açıklayınca, durumun vehametini kavrayan DİSK Gn. Merkezi, acil olarak Yürütme, Yönetim, Onur, Denetim ve 29 sendikamızın Genel Başkanlarını, olağanüstü toplantıya çağırdı.Bende Gn.Yön.Kur.Üyesi olduğumdan belirtilen saatte İstanbul Merter’deki DİSK Gn.Merkez binasında toplandık.

Bir ara yabancı birinin sessizce içeri girip bir köşeye oturması dikkatimi çekmişti.Kendisine sorduğumuzda:”Polis olduğunu, toplantımızı izlemekle görevli olduğunu” söyleyince durum Gn.Bşk.Abdullah BAŞTÜRK’e duyuruldu.Baştürk adama “derhal burayı terk et” diyerek sertçe bağırmasına aldırmayarak adeta diklenerek;”Ben Polis Selahiyet Kanununun 8.maddesine göre Toplantınıza katılarak izleyeceğim” demesi, Baştürk’ü bile zıvanadan çıkardı.Uzmanlara işaret ederek “atın bunu dışarı” demesiyle, adam yaka-paça dışarı çıkarıldı.Hukukçumuza sorduğumuzda, henüz birkaç gün önce çıkarılan bir yasa ile polisin “Toplantılara Katılıp İzlemesi” konusunda kanun çıkarıldığı ortaya çıktı.

Polisin cevabı gecikmedi.O günler kar fırtına sokaklar buz idi.Binamızda topyekün elektrikler nedense birden kesiliverdi.Tabii kaloriferler de sönünce içerisi buz gibi oldu.Telefonla sorumuza cevap hazırdı:”Arıza var, üzgünüz”.

Bu kez Genel-İş Sendikamızın Aksaray’daki kendi malı binaya vasıtalarla koştuk.Salona geçtiğimizde yine elektrikler kesince ayni soru ayni cevap aldık.

Sonunda Genel-İş Sendikamızın, Balıkesir/Burhaniye-ÖREN bölgesindeki Dinlenme Tesisleri henüz bitmemiş olmasına rağmen, CHP’li Belediye Başkanı elektrik verdi ve odalara elektrikli radyatör yerleştirip ısınma sorunumuzu hallettik.

2 gün süren görüşmelerimiz sonucunda, 24.OCAK karalarının uygulanması için mutlaka Demokrasinin bir biçimde askıya alınacağına yani bir Askeri Darbe olacağını değerlendirdik.Bunu halkımıza açıklamak için tüm Türkiye’de “Demokrasi Mitingleri” tertip etmeye karar verip planladık.

En son İzmiT2teki Demokrasi Mitingimizden sonra 12.EYLÜL.1980 günü sabaha karşı faşist Askeri Darbe ile Generaller ülke yönetimine el koydular.Başlarında, bugünün intiharcısı, zorba faşist  ve yanında 4 suç ortağıyla TRT’de halkımıza diz boyu, yalan ve iftiralarla bağırıp çağırıyor, esip gürlüyordu.

Bu arada TRT’de ve basında da DİSK Yöneticilerine “Can güvenliklerinin (!?) sağlanması için İstanbul Sıkıyönetimine teslim olma çağrıları” tekrarlanıp duruyordu.B en o gün Ankara’daydım.Burası uzun hikaye olur.DİSK Yöneticilerinin bir kısmı Yurtdışına gittiler.Aralarında benimde bulunduğum grup yaklaşık 5.000 kişi “Ne olacaksa burada olsun.Koşulların elverdiği ölçüde savunuruz.Kaldı ki ölümden öte de başka köy de yok” düşüncesiyle gidip teslim olduk.

Metris alayda –daha o günlerde  hapishane inşaat halindeydi- kaldığımı 1.5 ay sonunda 24’er kişilik gruplar halinde Davutpaşa Kışlası alt koğuşlarına getirildik.Gözlerimiz bağlanarak Kışla içindeki meşhur “Otağ-ı Hümayun”a götürüldük,Salon masalarla dolu, masalara manyetolar monte edimli, polisler ellerinde cop ve falakalarla sopalar hazır bekliyordular.Ben gözümdeki bez parçasını kısmen kaşlarımı kaldırdığımda, aradan gö
rebiliyordumTabii hakaret ve küfürleri geçiyorum.

Benim DİSK’teki görevlerim fazlaydı.Ör:Disk Gn.Yön.Kur.Üyesi, DİSK 8.Bölge Temsilcisi (Bursa, Bilecik, Balıkesir, Çanakkale), DİSK Dev.Maden-Sen. Maden Arama ve işletme İşçileri Sendikası Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Aynı sendikanın 4.Bursa Şube Başkanıydım.Bu nedenle 5 kez ve üst katta özel sorgudan geçirildim.Orada daha sonra seslerinden ve az miktar gördüklerimden teşhis ettiğim kişiler, daha sonra DİSK İddianamesini hazırlayan, 1.Ordu Sıkıyönetim Komutanlığı Başsavcısı Albay Süleyman TAKKECİ ve Hapishane Komutanı Binbaşı Adnan… ve bazı sivillerdi.

Bana sürekli 500 adet Kaleşinkof silahın yerini söylemem isteniyordu. Böyle bir şey olmadığını ne kadar söyledimse, o kadar da sopa yedim.
Daha sonraki sorgu için alt salona alındığımda, masada bir daktilo ile polis, yanda sandalyede diğer bir polis elindeki kağıttan okuyor:”Ben Markiz Leniztim.Devleti Silahla yıkıp Anayasayı ortadan kaldırıp komünist bir devlet kurmak için……” Diğeri yazıyor ve bu bizim ifademiz oluyordu.Dikkatimi çeken bir olay şu ki, Kürt veya Dersim’li olanlar özellikle beraber geldiğim ve sesine çok aşina olduğum, DİSK gn.Yön.Kur.Üyesi, Genel-İş Gn.Skr. (1987 SHP Ankara Milletvekili, HEP Kurucu üyesi) İsmail Hakkı ÖNAL ve As-iş Sen Gn.Sekrt. Rifat KENDİRLİOĞLU, daha doğum yerleri sorulup cevabını alır, almaz üzerine çullanıp dövmeğe başladıklarını yanımdaki masalarda duyuyor ve üzülerek dinlemek zorunda kalıyordum.

Bir yazımda 12.EYLÜL Faşizminin 650.000 kişiyi işkenceden geçirdiğini, yüzlerce insanı işkencede öldürdüğünü, daha fazlasını faili meçhul cinayetlere kurban ettiğini rakamlarla yazmıştım.

Daha sonra Davutpaşa alt koğuşlarda ve Metris havalandırma havuzlarında genç Devrimci kardeşlerimize yapılan öldüresiye alçakça işkencelere şahit olduktan sonra, yıllarca bana da işkence yapıldı demekten utandım.

Şimdi o zamanın zorbası daha sonra da halkımızın tüm demokratik ve insan haklarını “kelepçeleyen” 1982 Anayasa’sını da eleştirileri yasaklayarak halkımızın başına “deli gömleği geçiren” bu halk düşmanı nitekim paşa, şimdide “REFERANDUM yapılsın. Halk kabul ederse bu LEKE ile yaşamam, intihar ederim“ demiş. Halen halkın kararını LEKE kabul edeceğini laf arasında açıklayarak cehaletini bir kez daha ortaya koyan, bu ve diğer şerikleri için TBMMeclisine sesleniyorum: Referandum yapılsın! Eğer masraf filan olur derler de ipe un sermeye kalkarlarsa, ben şimdiden emekli maaşımın yarisinı her ay vermeği taahhüt ediyorum. Bir ricam daha var: İlerde idam cezası geri gelirse, bu faşistlerin muaf tutulması için de yasal düzenleme yapılsın.
Faşist Generaller daha 50 yıl yaşasınlar….
O zaman süresinde kim bilir, “mavi tulumuyla sokakalarda, gezer hürriyet” belki umudum var…
Ne demiş şair: “ Kör olasın demiyorum
Kör olmada gör beni”……

Ben güzel günler göreceğimize umutluyum dostlar, bunu ölünceye dek, özlemle, hem hayal edeceğim hem de hep bekleyeceğim.

Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum.

ilginizi çekermi ?

Kritik siyasi durum

Kritik siyasi durum Ülkemizde tüm devlet kurumları ve erk ; Yargı, Yürütme va Yasama, asla …

Bir Cevap Yazın