Anasayfa / Mehmet Akbulut / Anayasamı referandum mu

Anayasamı referandum mu

Anayasamı referandum mu 

Duydunuz. AKP özel ordu kuruyor. Bu durum bize AKP’nin bırakın kısa vadeyi, orta vade de bile barışçıl çözüme niyetinin olmadığının gösteriyor.

Biliyorsunuz, yeni bir parti kurulmuştu. Adı Eşitlik ve demokrasi partisi… Birçok dostumuzun da içerisinde olduğu bir parti… Önümüzdeki anayasa referandumunda bu partinin kararını genel başkanları bir basın toplantısıyla açıkladı. Şaşırdım. “Evet” kullanacaklarmış …
Hak-İş işçi konfederasyonu da evet diyor. Bilindiği gibi Hak-İş; 12 Eylül’lü hafif atlatmıştı. MGK’nın bir bildirisiyle faaliyetlerine el konulmuştu. 5 ay sonra da tekrar aynı dikta tarafından faaliyetlerine izin verilmişti. Şimdiye kadar işçi haklarında, kılını kıpırdatmayan bu konfederasyon, oldukça pahalı bir evet kampanyası ile büyük şehirlerimizin bilbordlarını süsledi bile.
Memur-sen diye de bir konfederasyonumuz var. AKP iktidarı ile birlikte örgütlenmede dünya rekoru sahibi. AKP iktidarıyla birlikte üyelerini % 900 arttırarak 3.durumdan birinciliğe terfi etti. AKP dümen suyunda teslimiyetçi sendikacılığı yürütüyor. Bu sendikamız da hiçbir fedekarlıktan kaçınmıyor ve anayasa değişiklik paketine destek amaçlı ‘Evet’ kampanyasını AKP’den önce başlattı.

Bilindiği gibi 12 Eylülcüler Türk-İş e hiç dokunmadı. Onlar da referandumla ilgili hiçbir şey söylemiyorlar. Durumu idare ediyorlar. Üyelerinin özgür iradelerine saygılı olacaklarını açıkladılar! Aman sevsinler…
12 Eylülün sendikal mağdurlarının başından DİSK gelmektedir. MKG bildirisi ile faaliyetleri durdurulan DİSK’in tüm yöneticileri tutuklandı. İşkence gördü. 52 yöneticisi hakkında idam istendi. DİSK faaliyetlerine ancak 1991 de yeniden başlayabildi. Bu nedenle DİSK’in tutumu anlamlıdır. DİSK bu referandumda HAYIR diyor.
KESK başkanı Sami Evren ‘Referandumda maddeler ayrı ayrı oylanabilseydi evet ya da hayır diyebileceğimiz düzenlemeler olabilirdi. Ancak paketin tamamına evet diyemeyiz’ açıklamasını kamuoyu ile paylaştı.
Türkiye Kamu-Sen başkanı Necati Bilican ise bu değişikliğin hakları kısıtladığı ve İLO standartlarına uymadığı gerekçesi ile evet demeyeceklerini açıkladı. Emek örgütleri cephesinde durumun özeti böyle…
Siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına bakıldığında da saflar belirleniyor. Hayır saflarında olanların ve benim de paylaştığım ortaklaştıklarımıza gelince:  Diyoruz ki; 12 Eylül anayasası yada bir nevi kontrgerilla anayasası değişikliğine elbette Evet. Ama yalana HAYIR.
Melih Pakdemir Bir Gün gazetesi köşesinde bu referandumda Hayır diyerek nelere karşı çıkmış olacağımızı özetle şöyle yazıyordu.
*Yalana Hayır
*AKP’nin sadece kendine olan demokrasi anlayışına HAYIR
*AB’ye uyum sürecinde AKP yalnızca kendine uygun neoliberalizmin uyan yanlarını tümden kabul ederken, demokrasi içerikli bütün bölümlerden tümden vazgeçti. Bize ise yalan söyledi.
*Sağlıkta halk yararına değişikliğe gidildiğini söyledi. Sağlığı piyasaya açtı. Özelleştirdi. Halkın aleyhine durum giderek büyüyor. Yalan söyledi.
*Kürt açılımı yalan çıktı.
*YÖK’e karşıydı. Bu 12 Eylül kurumunun başına kendi adamını getirdi. Sorunu böyle çözdü. Kaldırmadı ve yalan söyledi.
*Şimdi HSYK’na  karşıyım diyor. Adamlarını yerleştirecek.
*Anayasa değişikliği ile demokrasi getireceğim derken de yalan söylüyor.
*Kimi eski solcularımız’’azıcık da olsa bunlar iyidir’ kanaat getirin diyorlar. Vesayetin el değiştirmesini, bize “vesayet çatırdıyor” diye yutturmaya çalışıyorlar.
Radikal 2 Pazar ekinde Zafer Aydın’ın şu saptaması önemlidir.//AKP vesayet rejimini tasfiye etmenin değil,vesayetin müdahale araçlarını ele geçirmenin uğraşısı içerisinde.(..) YÖK örneğinde olduğu gibi AKP,eline geçirdiği sürece,rejimin bürokratik egemenlik aygıtlarıyla,onların antidemokratik niteliliğiyle sorun yaşamıyor.Bilakis iktidarını.otoritesini sağlamlaştırmak için o yapılara yaslanıyor,onlardan güç alıyor.//
12 Eylül darbe anayasası bilindiği gibi birçok defa da toplam 90 maddesi değişti. Ama özüne hiç dokunulmadı. Önümüzdeki değişiklik de özüne dokunmuyor. Hatta birçok madde de yapılan değişiklik 12 Eylülü daha da pekiştiriyor. İşte size İbrahim Kaboğlu hocamızdan birkaç alıntı.
‘Mesela uluslar arası sözleşmeler üzerinde anayasa mahkemesinin(AYM) denetim yapmaması 1980 için anlaşılabilirdi. Ama AYM’nin yeni düzenlenen 2010 da da bu yetkinin tanınmaması 82 nin gerisine düşmektir. KHK(kanun hükmünde kararname) uygulamasında da itiraz yolunda, 10 yıllık süre yasağını kaldırmak bir yana aynı katagoriyi yenide de devam ettirmek geriye gidiştir.1961 anayasasında bir milletvekili dava açma hakkı varken, şimdiki düzenlemeye göre dava için 115 milletvekili gereğinin sürdürülmesi geriye gidiştir. Cumhurbaşkanının, yüksek yargı organlarının seçtiği üç aday arasından atama yetkisi 12 Eylül anayasası ile bile açıklanamazken, bu durum 3 fazla ile sürdürülüyor. Topluma özürlü muamelesi yapılıyor. 12 Eylülde bunlara evet demek ’82 metnine Çifte meşruluk sağlamaktır.’
Çok açık. AKP anayasa değişikliği ile kendi tekelci iktidarını kurmak istiyor. Piyasaya karşı çıkılamayacak, Cemaatlerin çalışma alanları sınırlandırılamayacak ve yargılanamayacaklar. 12 Eylül anayasası bu anlamda değiştiriliyor ve kuvvetlendiriliyor. Ayrıca cuntacıları cezalandırmıyor da.
Adalet bakanı,‘Zamanaşımı gereğince cuntacı generallerin yargılanamayacağını’ ilan etti.Oysa ilgili maddeye önerilen ‘insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı hükmü uygulanamaz’ ifadesinin eklenmesi AKP milletvekillerinin oyları ile reddedildi.Şimdi bunlardan12 eylül le hesaplaşma bekleyeceğiz öyle mi?
Barajlar duruyor.
Sendikal örgütlenmenin önündeki asıl engeller duruyor.
Kamu sendikalarının grev hakları yine yok.
Siyasi parti yasasındaki anti demokratik ölçüler devam ediyor.
Dokunulmazlıklara yine dokunulamıyor.
Geçici 15. madde kaldırılıyor, ama 12 Eylülcülerin yargılanmasının önü yine kapatılıyor.
Sivil örgütlenmelerin önü yine aynı biçimde tıkalı…
Ayrıca 12 Eylül ile hesaplaşmak demek sadece 3-5 generalle hesaplaşmak değildir ki. 12 Eylülü yaptıran Emperyalist gücün müdahalesini ve sınıf boyutunu göz ardı edemeyiz.12 Eylülle hesaplaşmak‘Bizim oğlanlar başardı’(Paul Hazne) diyenlerle ve ‘Bu güne kadar hep işçiler güldü biz ağladık,bundan sonra biz güleceğiz’(Halit Narin) diyenlerle hesaplaşmaktır.AKP bu sınıf hesaplaşmasın da bizden yana olabilir mi?
Bu nedenle, bu oylama: “AKP yalanlarına EVET mi? HAYIR mı?” oylamasıdır.

Ben, iki kez HAYIR kampanyasına imzacı olarak katıldım.
12 Eylül anayasasına da, AKP’nin getireceği anayasaya da hayır diyorum.
Demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa istiyorum ve bunun ancak mücadele ederek kendi ellerimizle olabileceğini biliyorum.
Dt.Mehmet Akbulut

ilginizi çekermi ?

Van depremi üzerine

Van depremi üzerine ‘VAN’ gibiyim işte.! ‘’Nasılsın?’’Diye sorma ‘VAN’ gibiyim işte. Bir yanım yıkık ve …

Bir Cevap Yazın