Anasayfa / Hüseyin Şahin / ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU´NUN BÜTÇE´DEN PARA TALEP ETMESİ ÜZERİNE HATIRLATMA

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU´NUN BÜTÇE´DEN PARA TALEP ETMESİ ÜZERİNE HATIRLATMA

ALEVİ  BEKTAŞİ  FEDERASYONU´NUN  BÜTÇE´DEN
PARA  TALEP ETMESİ  ÜZERİNE  HATIRLATMA

DOGRU ÖNDERLİK
BASARININ ANAHTARIDIR

Alevilik ve Alevilerle ilgili resmi ideoloji yeni bir süreci başlatmiştir. Bu süreç öncekinin bir devamı olmakla birlikte çok daha kapsamlı ve tehlikelidir. Bu yeni çalismanin içinde R.Çamuroğlu gibi düşkünler de aktif olarak yer almaktadır. Bu nedenle devlete ve onun Diyanet gibi kurumlarına  öncekinden çok daha dikkatli yaklaşmak ve asla ortak hareket etme ya da  meşrulastıracak diger davranislarda bulunmamak oldukça önemlidir.
Bu bağlamda,  Alevi Bektasi Federasyonu genel baskani Turan Eser´in samimi duygularla ve iyi niyetli olarak , Plan bütce Komisyonu´na 2008 yili  Mali Bütcesi ´nden kendilerine 400 yüz milyon YTL ödenek ayrilmasi talebine ve gerekce olarakta iceriginde herkese esit davranilacaginin belirtildigi  Anayasa´nin  2, 10 ve 24. maddelerini dayanak yapmasini anlasilir bulmakla beraber, artik  bu devletten talepte bulunmanin anlamsizlastigini da vurgulamak gerekiyor.  Cünkü Türkiye de haklar mücadele edilmeden ve agir bedeller ödenmeden alinamiyor (gerci alinmis olanlarinda garantisi ve kullanimi yok ya ). Zira yapilmis olan katliam dosyalari gibi hak ihlalleri, kayiplar, yakip-yikmalar ve köy bosaltmalara iliskin  suclar da hala karanlikta. Kaldiki bunlari yapandan  suclulari bul ve yargilayarak cezalandir talebinde bulunmakta  gercekci degildir.

Önümüzde ki sürecte Kürtleri oldugu gibi Alevileri de yeni kusatmalar bekliyor. Alevilere ve onlarin örgütlenmelerine karsi Basbakanin görevlendirdigi Reha Camuroglu önderliginde bunun planlamasi yapilmistir. Bunlar, kimi Alevi düskünleri yanlarina cekerek bir kurum altinda toplayacak ve kendilerine yakin Alevi kurumlarini da yanlarina alarak kendilerine muhatap yapacak ve diger Alevi kurumlarini da buraya girmeye zorlayacak; olmuyorsa dislayacak ve bölücü, karistirici, düzen bozucu, gizli örgütlerin paravani gibi iddialarla kapatarak etkisizlestirecektir. Kendi isbirlikci Alevilerini ise kapi kullarina dönüstürecektir. Cumhurbaskani Gül´ün “Alevi Enstitüsü“ nü korumasi altina almasi bunun bir adimidir. Bu Vakfin kuruculari arasinda  Cem Vakfi´ndan ayrilip Abdal Musa Vakfi´ni kuranlar var. Basbakanla Camuroglu´nun  “Muharrem  iftari“ na  katilmalari durumuyla bunun  adimlarindan birini de atmis oluyorlar. Dikkat edilirse  “iftar“ kavrami kullanilmaktadir. Bu kültürel isgalin bir adimidir.  Alevilere ait kavramlar degistirilmek veya aynen kullanilsa da icerigine farkli anlamlar yüklenerek  sünnilige yakinlastirma amaci güdülmektedir. Bu nedenle Aleviler geleneksel kavramlarina daha siki sarilmali ve kültürel olarak tutarli bir direnis icinde olmalidirlar. Cünkü katlederek , inkar  ve yasaklamayla  beceremediklerini artik satin alarak, kendi denetimlerinde Alevi kurumlari acarak , bölüp- parcalayarak ve Aleviligi sünnilige benzestirerek… yapmaya calisacaklar. Bu nedenle  devlet bütcesinden pay istemek onlarin inkarciligini mesrulastirmaya hizmet etmektedir.

Bunlar samimi degil. MHP´lilerin bazi Alevi derneklerinde yönetici olmalari, Kütahya Azot Sanayi´nden emekli olan ve Alevi kitaplarini yakan Ramazan “dede“ nin Cemevini camiye dönüstürme cabasinin, Alevi cenazelerini sünni geleneklere göre kaldiran ve Kuran kursu veren kurum ve bazi dedelerin bu konsepte hizmet ettiklerini unutmamak, desifre ve tecrit etmek gerekmektedir. Cünkü düskünlerin Alevilikte yeri yoktur. Göz yumanda düskündür.

Cünkü sürec suskunlugu, ahbap-cavus iliskisini, idareci yaklasimlari kaldiramayacak kadar risklidir.

Unutmayalim ki, devlet bir yandan Mehmet Metiner, A.Melik Firat, Mir Dengir Firat, Ümit Firat, Enver Sezgin, Altan Tan,  Cüneyt Zapsu, Hüseyin Celik ve Abdülkadir Aksu gibi isbirlikci Kürtleri kullanarak   Türk- Islam Sentezli yeni Kürt olusumlar kurmak ve bunlar eliyle Kürtleri  kendi öz örgütlenmelrinden kopartarak sahte olanlarina kaydirma ya calisirken,
ayni taktigi Alevilere yönelikte, Reha Camuroglu, Cemal Sener, Izzetin Dogan, Riza Zelyut, Fermani Altun gibi düskünler eliyle  gerceklestirme calismasi icerisindedir.

Demek oluyor ki, bütceden para isteme ugrasini birakip bu ciddi saldiriya karsi nasil güclü bir pratik gelistirebiliriz sorusuna kafayi yormak ve dostlarla bir araya gelerek aktiflesmek daha önemli olmaktadir. Örnegin yukaridaki  isbirlikcileri  düskün  ilan eden resimli afislerini sokaklara asmak,  basin-yayinda  islemek ve teshir ederek Alevileri uyanik olmaya cagirmak, tehlikeyi gösteren panel, seminer ve diger etkinliklere enerji harcamak daha faydali ve gereklidir. Bu baglamda Turan Eser arkadasin devlete  bundan sonra yazacagi dilekcede, mademki vergilerimizi bize karsi kullaniyorsunuz o zaman bizde vergi ödemeyecegiz diyen bir isyan cümlesi yer almali ve  ARTIK YETER demelidir. Evet Aleviler gercekten de artik yeter demeli ve  kararli bir mücadeleyi dostlariyla gelistirmelidir. Eger güclü bir örgütlülüge ve önderlige sahip degilsen taleplerin de karsiligini bulmaz.

Artik  tam anlamiyla acikga cikmistir ki, Türk Devleti ne Kürtleri nede Alevileri sevmemekte bir fazlalik olarak görmrktedir. Devlet icin en tehlikeli olani üc K dir. Yani Komünist-Kürt- Kizilbas. Devlet icin bunlarin en iyisi ölü olanlaridir. Az kötüsü ise,  isbirlikci ve ihanetci olanlaridir.Ama onlar da her zaman potansiyel tehlikedir ve dolayisiyla güvenilemez. Cünkü aslini inkar eden ve kendinden olana düsmanlik edenler,  birgün devlete de zarar verebilir. Bu nedenle kullanilma tarihi gecene kadar idare edilenler olarak görülürler.

Bu devlete avuc acmak Alevilige yakismaz. Anayasa´daki esitlige iliskin maddeleri dikkate almamak gerekir. Cünkü yapan onlar cigneyen onlar.  Onlara Anayasa Bize Anayasak.  Onlara Laiklik bize bekcilik ve sigortacilik. Öyle ya, Aleviler “Laik Cumhuriyet“ in bekcileri ve  sigortasiymis. Yani bu adaletsiz düzenin zenginligini yiyenler  ve bizi inkar edenler, zulmedenler ve yakanlar  bu kahpe düzene Alevileri bekci yapiyor ve  “aman sigortaniz atmasin“ diyor. Bu ne büyük bir zalimliktir ki, yinede icimizden isbirlikcileri cikartabiliyor. Bu ne büyük bir düskünlüktür ki, usaklik, kölelik ve zalimin kapisinda köpeklik edecek kadar alcak olunuyor.

Bunlar samimiyetsizdir. Inanmamak gerekir. Bunlarin samimiyetsizligini, Plan Bütce  görüsmelerinde Alevilere de bütce ayrilmasina iliskin tartismada, AKP Milletvekili Mustafa Özbayrak´in “Alevilere ödenek verilirse Satanistler de ister“ sözünde görmedik mi? Yine bu söz icin Alevilerden özür dilenmesi amaciyla DTP´den Serafettin Halis´in  basbakana yönelik meclise verdigi soru önergesi meclis baskani tarafindan reddedilmedi mi? Cemevlerinin cümbüs evleri oldugunu söyleyen zihniyet meclise hakim degil mi ?  Bu nedenle bu devletten uzak durmak yani kurumlarindan bagimsiz olarak inanclarin geregini kendi öz gücümüze  ve kurumlarimiza dayanarak yerine getirmek esas ve ilkesel olmalidir. Fakat bunu da devletin ve toplumun demokratiklestirilmes; bir avuc parababasinin cumhuriyetinden halkin demokratik cumhuriyetine dönüstürülmesi mücadelesinden ayri ele almamak gerekmektedir.

Ayrica dikkat cekilmesi gereken diger bir tuzak ise, Alevilerin Diyanet icinde yer almasidir.  Eger bu tuzaga düsülürse o zaman dedeler  Diyanetin  imamlari gibi maasli memurlari olacak ve onlar eliyle asimilasyon daha da hiz kazanacaktir. Cünkü devletin kurumlarinda yer alarak bir baski aygitinin memuru olmak oradan elde edecegi makami ve olanagi kaybetmek istememeyi ve ona benzesmeyi de beraber getirecektir. Burada kimi arastirmacilarin Sirp kökenli bir Papazin oglu oldugu, Osmanli sarayinda egitildigi ve 1361 yilinda Bektasi Tekkesi´ne Postnisin olarak atandigini belirttigi Balim Sultan´nin su sözünü hatirlamak yerinde olacaktir :  “ Haci Bektas´ta da Osmanli Sarayinda da Hakka hizmet edilir. Bunlar arasinda fark yoktur.“   Saraya hizmet eden dedeler den vergi alinmadigi gibi askerlik hizmetinden de muaf tutuluyor, yolcuklarinda  güvenlikleri saglaniyordu. Yani devlet bu olanaklar zinciriyle kendine hizmet eden dedeleri bagliyordu. Oysa bu kölelik zincirlerini kirmak gerekir. Bugüne baktigimizda uygulamada farkli ama özünde devlete hizmeti esas alan bu yaklasimin devam ettigini görüyoruz. Devletin Alevisi, devletin Kürtü, devletin dini ve devletin vatandasi,  zihniyet bu. Bunun disindakiler  ötekilerdir. Söz konusu  olan halkin degil devletin cikarlaridir ve kutsaldir. Ugruna her sey yapilabilir. Öyleyse zihniyet devrimi esastir.

Sonuc olarak, artik bu devletin ipligi pazara cikmistir. Bu nedenle cok azginca saldirmaktadir.  Genelde devlet ´ten özelde bu oligarsik  TC devleti´nden  hayir gelmeyecegi iyice anlasilmistir. Bunu böyle görmek ve  onun  oganlarinda yer almaktan ve birey anlaminda da olsa onun sunacagi olanaklardan  onursuzlugun disinda bir sey gelmeyecegini artik anlamak gerekiyor. Cünkü bu kocamis kurt´un kendine bile hayri kalmamis ve tek disi kalmis canavar olarak yarali bir boga gibi saldirmakta ve kan kaybetmektedir.   Yani sonu gelmektedir. Allah  onun günahlarini affeder mi bilinmez. Ama mazlumlar artik affedemez !

ilginizi çekermi ?

ŞİİRLERİM

ŞİİRLERİM Paylaşılmayan şeyler anlamını ve güzelliğini yitirir düşüncesiyle, şair olmamama rağmen, şiir niyetine yazmış olduklarımdan …

Bir Cevap Yazın