Anasayfa / Hüsnü Çavuş / Akp eliyle Alevilere Tuzak

Akp eliyle Alevilere Tuzak

DEVLET  AKP  ELİYLE  ALEVİLERE NASIL BİR TUZAK KURUYOR ?

Devlet geçmişte Alevileri katliam ve benzeri yöntemlerle sindirmeyi yeğlerdi. Şimdi asıl olan bu yöntem talı plana düşmüş ve tali olan sopasız asimilasyon yöntemi öne çıkmıstır. Bunun öne çıkartılmasındaki temel faktör ise Kürt sorununun devleti köşeye sıkıştırmış olmasıdır. Devlet bu sıkışmşlığı aşmak için Alevilerle iyi ilişkiler sürdürme ve onları devletin yedeğine çekme yolunu seçmiştir. Tabiki iyi iliskiden kasıt gercek anlamda iyi değil; genel kurmay başkani´nın “iyi çocuklar”ı anlamında iyi. Yani amaç, onlara hizmet edecek  ” iyi  aleviler” yaratmaktır
.Elbette bu durum devlete yamanmaya dünden razı keklik soylular için bulunmaz fırsat olarak değerlendirilmek istenmektedir.Hiç bir zaman kendilerine dost olmamıs bir devletin içinde yani düsmanın sofrasında yer almanın adı düşkünlükten; yola ihanetten, para ve makama kendini satmaktan baska bir anlama gelmemektedir. Kuşkusuz kendini mal olarak gören herkes mutlaka kendisine pazarda bir müşteri bulur. Yeterki pazara düşmeye görsün. Çamuroğlu çamur da olsa alıcı bulur. Alevileri AKP eliyle devlete bağlamak isteyen ve bunun sözünü verdiği için AKP’den milletvekili yapılan Reha Çamuroğlu’da işi bitince bir kenara atılacaktır.

Kuşkusuz Aleviler kendi içinde yeterli olmasa da hem toplumsal ve hem de siyasal olarak belli bir örgütlülüğe kavuşmuşlardır. AKP şahsında devletin alevilere yönelme noktasıda burasıdır. Çünkü bu dinamik yapının sistem içinde tutulması yani sisteme hizmet eder hale getirilmesi gerekmektedir. Bunun için Alevilerin çok ince oyunlarla
biçimsel olarak inkar edilmeden islam içine çekilerek sünnileştirme yolu seçilmiştir. Örneğin ´´ iftar´´ kavramını içimize sokmaya çalışmak bunun bir biçimidir. Yani asimilasyonu önce zihinlerde başlatıyorlar. Pratikte de makam ve para vererek kendi sistemlerinin bir parçası yapmak istiyorlar. Böylece Aleviler kendilerine verilen rüsvet zehiriyle bağımlı hale getirilerek zamana yayılmış bir ölüm sürecine sokulmak isteniyor. Yüzyıllardır baskı altında tutacaksın ve sonra  “bak biz seni taniyoruz gel devletin şefkatli kollarinda kendini yaşat” diyeceksin. Bunun anlamı, kendini celladına teslim et demektir.Buna evet diyen düşkünler ise, celladının kendisine verdiği son arzusunu yerine getirme fırsatına sarılan zavallı bir teslimiyetçi durumundadırlar.

Tarihleri boyunca devletten uzak durdukları için özünü korumayı başarmış olan Aleviler bilmelidirler ki, devletten uzak durdukça kendileri olmaya devam ederler. Yoksa kendileri olmaktan çıkar, karşı çıktıkları şeye benzerler.

Aleviler kendilerine şu soruyu sormalıdır : Ne oldu ve ne değişti de devletin bugünkü hizmetcisi  olan AKP  Alevilerle ilgilenmeye başladı ? Aslında devletin resmi ideolojisi ve uygulayıcılarının Alevilere yaklaşımında temel bir değisiklik olmadı. Sadece biçimsel olarak Alevileri asimile etmenin taktiği değişti. Peki bu taktik değisiklige neden gerek duyuldu ? Bunun iki nedeni bulunuyor : Birincisi, Aleviler belli bir örgütlü güce ulaştı.Yani eskisi gibi kolay yutulur lokma değiller. İkincisi ise, Kürt Özgürlük Mücadelesi´nin varlığıdır. Bu mücadele devletin önüne iki seçenek çıkartmıştır : Ya alevilere şiddetle yönelecek ki bu Alevilerin özgürlük mücadelesine yakınlaşması riskini doğurur; ya da alevileri sistem içinde tutmanın yollarını bulacak. Devlet ikincisini tercih etti ve yukarıda izahını cok kısaca yapmaya calıştığım sahtekarlıklarla bunu başarmaya çalışacak. Bunun icinde inandırıcılık gerekiyor. AKP eliyle bunu da buldu ve Alevi düskünleri masa olarak kullanma yolunu secti. Daha önceleri bu CHP eliyle de denenmişti fakat onun ipliği pazara çıktığı için yeni figüranlara ihtiyaç doğdu.

Kuşkusuz Alevilerle bu kadar oynanmasının nedenleri arasında devrimci-demokratların geçmişte rolünü doğru oynayamayışı kadar, gerçek anlamda  sosyaldemokrat bir hareketin olmayışı da  bulunmaktadır. Alevilerin sırtından hala inmemis olan CHP eğer rolünü Alevilerin yararına oynayabilmişolsaydı, bugün AKP´nin önü de açılmamış olacaktı. Elbette burada CHP´nin bir düzen partisi olduğunu unutmadan bunları vurguladığımın altını da çizmeliyim.Yani bugün karşımıza çıkmış olan bu sorun, ülkede gerçek anlamda bir sosyal demokrat geleneğin olmaması kadar, devrimci-demokrat solun kendi yetmezliklerinden de kaynaklanmıştıir. AKP´de işte bu yetmezliklerin boşluğundan yararlanarak hükümet olmuştur. Onun  hükümet yada orduyla iktidarı paylaşma şansını yakalamasının diğer bir nedeni de Ordunun AKP ´nin önüne engel çıkartmamasıdır. Çünkü yıpranmış olan ordunun Kürt halkının özgürlük yürüyüşünü düzen içinde tutmakta zorlandığı açığa çıkmıştı. Bu nedenle kürt halkının dini duygularını AKP eliyle kullanarak başarı elde edebileceğini hesaplamıştır. Belli oranda da  olsa bu sağlanmıştır. Gerçek bir sosyal demokrat partinin olmayışı da bu başarıyı kolaylaştırmıştır. Yani AKP umutsuz ve çaresiz bir halkin ehven-i şer seçeneği olmuştur.

Kürt sorununda olduğu gibi Alevilik konusunda da tıkanmış olan devleti  kurtarmaya ve devletin bu zayıflığını da kendi kadrolaşması ve diğer amaçları için  kullanmaya çalışan AKP`nin de çözümsüz kalacağı son Alevi çıkışıyla daha da belirginleşmiştir. Çünkü siyasal islamcı kesimin ülkeyi demokratikleştirebilmesi kendi ideolojisine ters düşmektedir. Yani yalandır ve çözüme dair adım ve söylemleri palyatiftir. Alevi inancıyla taban tabana zıt olan bir parti neden Alevilerin sorunlarını çözmeye kalkıyor.? Bu zihniyetin sahipleri değil miydi daha dün Madımak’ta Alevileri yakan ?

Aslında AKP, Alevilik sorununu çözeceğiz derken doğru söylüyor. Evet Aleviler AKP için büyük bir sorundur ve mutlaka Alevilerin çözülmesi gerekmektedir. Bunun yolu da Alevilerle ve Alevilikle bir problemleri yokmuş ve dostmuş gibi görünerek sünnileştirmek ve devlete bir kurumla bağlı yığınlar haline getirmekten geçmektedir. İşte AKP´nin Alevi aıçlımının anlamı budur. Bir yandan Kürt sorununu çözümsüz bırakırken diğer yandan Alevi sorununu çözmeye çalışmasının samimiyetsizliği ve gerçek anlamı mutlaka görülmelidir. Onların çözümü aslında derin bir çözümsüzlüktür.

Devletin çözümü ileride çok daha büyük tahribatlar yaratmış olarak karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle bunların çözümüne karşı çıkılmalı ve kitlesel refleks gösterilmeye devam edilmelidir. Derneklerde, basın ve yayın yoluyla sürekli bir bilinçlendirme ve tehlikeleri göstermenin yanı sıra katliamların unutturulmaması yönünde de Alevi kitle uyanık tutulmalıdır.AKP tarihteki Malatya, Maraş, Gazi- ümraniye ve Sivas gibi katliamların hesabını vermeye ve gerçeklerini açığa çıkartmaya çağrılmalıdır.  Düşkünlerin afişleri bastırılmalı ve düşkünlük nedenleride resimlerinin altına yazılarak her yere asılmalıdır. Çünkü sadece düşkünsünüz demek yetersizdir. Yaptırımı olmayan düşkünlük etkisizdir ve düşkün ilan edileni zamanla unutturur. Hatta bir düşkünler albümü dahi çıkartılabilir.

Neden devletin olanaklarından yararlanmayalım diye düşünen aleviler bilmelidirler ki,   atalarınız  hep devletten uzak durarak güzel yönlerini korumuştur. Devlet demek, baskı ve sömürü, rüşvet ve hiyerarşi, şahsi çıkar ve sahtekarlıklar içinde kirlenmek demektir. Kirlenmek istemeyen devlet denen illetten uzak durmalı ve kendi öz dergahlarında kendi yağıyla kavrulmalıdır. Aleviler, dün örgütsüz durumlarıyla devlet katliamlarına karşı kendilerini koruyamamış ve büyük acılar çekmişlerdir. Bu nedenle çocuklarını Polis, savcı, hakim veya subay yaparak devletin bir parçası olarak korunma refleksleri göstermişerdir. Ama bugün Aleviler dünden daha ileri bir konumdadırlar. Eksik ve zaaflarına rağmen örgütlüdürler. Bu nedenle kendi kendine yetmeleri daha da olanaklı hale gelmiştir. Yani devlete muhtaç değiller ve kendi özgücüne dayanmalıdırlar. Ancak o zaman saf ve temiz kalabilirler.

Devlete bulaşmamak büyük bir avantajdır. Çünkü ancak o zaman bütün demokratik değerler  korunabilir.  İşte AKP eliyle Alevileri devlet içine çekme girişimlerinin altinda yatan gerçek, Alevilerin bu güzel yanlarını bozmaktır. Bu nedenle, Aleviler devletten uzaklaşırsa güzelleşir yakınlaşırsa çirkinleşir. Çünkü devletten beslenen ona benzer. Bırakın devletten rant ve makam alarak kendini yaşatmak isteyen keklikler gitsin. Zaten bu zihniyetle Aleviliğin ve örgütlenmesinin önünde engel olurlar. Bunlardan kurtulmak önemli bir kazanımdır. Zaten onlar inançlı Alevilerin içinde ötemedikleri için AKP´ nin koltuk altına uçtular. Nasıl olsa onlar da güvendikleri devletin kucağında tarihin çöplüğündeki yerlerini birgün alacaklardir. Daha şimdiden pis kokuları gelmeye başladı bile. Unutulmasın ki, gidenlerin yüzleri ölüme kalanların yüzleri ise yaşama dönüktür.

Ne büyük bir çeliskidir ki, giden çamur adamlar bir zamanlar laiklikten bahsediyorlardi. Şimdi laik olmadığı için eleştirdikleri devlete güç veriyorlar. Bunların samimi olmadıkları ve rant için gittikleri her hallerinden belli degil mi ? Ama ne bunların ne de projelerinin ömrü uzun olmayacak ve eski alevi şimdi AKP’li Reha Çamuroğlu’da bunlar tarafından kullanılıp bir kenara atılacaktır.

Gidenlerde kalanlarda iyi görmelidirler; devlete uşaklığa çağıran bu zavallılar, yaşadıkları ülkenin yabancısıdırlar. Bunlarda ne din ne iman ne de vicdan kalmamıştır. Bir yandan ülkeyi böldürmeyiz diyor diğer yandan  parselleyip satıyorlar. Çürümeye yüz tutmuş bu asalaklar bizi bize boğdurmak istiyorlar. Bunlar bir yılandı ve bugün yılanlar olmuş ejderha ve ejderha kan istiyor daha.. Ülkemizi akbabalar yönetir oldu. Ama unutmasınlar akbabaları boğazlarından yakalayan, kartal yuvalarında geceleyen, yıldızlarla örtünen ve güneşle söyleşen cocuklar dağlarda hala asrın türküsünü söylüyorlar. Bu nedenle, vurulan, asılan, yakılan, sürgün edilen, toprağa düşen alınteri, celladın suratına sıçrayan kan, karanlığı aydınlatan ışık anaların ıkınmasıyla doğan can, özgürlük ateşiyle harlanan , sırtında güvercin ve ağzında zeytin dalı taşıyan bu özgürlük şahinleri ve de onlarıın denizi var oldukça dünya bizden yana dönmeye devam edecektir.

Çünkü onlar, soframızdan aş ve dudaklarmızdan gülümseme eksik olmasın diye sırtlarında
taşıyorlar acıları. Bu nedenle,
zaman, acıları yok etmek için özğürlüğe yürümenin zamanıdır.
Ve zamanın, bizi kahreden bir acılar tufanına değil,
ellerimizde mutluluğun fırtınasına dönüşmesi için ARTIK YETER demenin zamanıdır.

Nisan 2008

ilginizi çekermi ?

NASIR ÇİÇEKLERİ

– NASIR ÇİÇEKLERİ – (1988 yılında Oltan Sungurlu’nun Adalet Bakanılığı yaptığı dönemde, Bayrampaşa (Sağmalcılar) zındanında …

Bir Cevap Yazın