Anasayfa / İsmet Cantekin / 1915 olaylari için Ermenilere özür bildirisi

1915 olaylari için Ermenilere özür bildirisi

Bir süre  önce  ülkemizdeki bir kısım aydınların , ilk elde 100 kişinin imzaladığı bildiriyi internette görüp okuduğumda, gözlerimin önünde canlanan olayında etkisiyle bende imzalamıştım. Meğer geçen Ağustos ayında Bursa’da mahallemize gittiğimde, bir arkadaşım bana, “hakkımda bu konuda araştırma yaptıkların”dan bahsetmişti; ancak bana da intikal eden bir durum olmadı.
1979/Aralık ayında, Bulgaristan Sosyalist Cumhuriyeti, Sendikalar Birliğinin, DİSK Genel Merkeziyle daha önce anlaştıkları, “karşılıklı ziyaretler” çerçevesinde, Haskova Sendikası yöneticilerinden gelen 3 misafiri ağırlamak için DİSK Bursa Bölge Temsilcisi olarak, beni görevlendirmişlerdi.
Bursa’ya gelen misafirleri, elimizden geldiği, imkanlarımızın elverdiği ölçüde ağırladık. Giderlerken de, bu konularda olduğu gibi, onlar da bizi ülkelerine bir müsait zamanda davet etmişlerdi; biz de kabul etmiştik.
Aradan 6 ay geçmişti. İşlerimizin yoğunluğundan da, ziyaretimiz geçikti. Sonunda gereken izinleri aldıktan sonra, Genel-İş Sendikamızın bize tahsisi ettiği bir otomobil ile, Genel-İş Sen. Bursa Şube Başkanı Hüseyin YAMAN (şu anda Genel-İş Gn.Mrk Yürütme Kurulu Üyesi), Gıda-İş Sendikası, Bursa Şube Başkanı  Yaşar ÖZTÜRK’ü yanımıza aldık. Yaşar ÖZTÜRK Bulgaristandan, Türkiye’ye yeni göçmen geldiğinden, Bulgar’cayı da çok iyi anlıyor ve konuşuyordu.
Edirne’ye vardığımızda, orada bir gece eksik belge nedeniyle, bir gece kaldıktan sonra ertesi gün Kapıkule’den karşıya geçmek için 30-40 civarında sıralanmış bekleyen, vasıta kuyruğuna girdik. O sıralarda uyuşturucu kaçakçılığı yoğun olduğundan, bir saat olmuş, hala kuyruk birkaç araba ilerlemişti. Ben; Yaşar arkadaşa “Yavı bir bak bakalım birşeyler yapılır mı, geç kalıyoruz” dediğimde, Yaşar arabadan inerek, yanımızdaki Bulgaristan Sosyalist Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin ilgili “yazısıyla” Bulgar yetkililere gösterince ortalık birden karıştı. Önümüzdeki arabaların hepsi geri çıkıp bize yol verdiler; ve biz diğer vasıta sahiplerinin kızgın bakışları arasında hemen sınırı geçtik. Bizi olağanüstü ağırladılar.
İlk elde, yakındaki Svilengrad (Mustafapaşa) kasabasıbındaki Tekstil İşçileri Sendikasında ağırladılar. Haskova’ya gitmemizi bilerek ağırdan almaları dikkatimizi de çekmişti. Halbuki, biz, daha Bursa’dan bir ay önce telgaraf çekerek, geleceğimizi tarihiyle bildirmiştik. Sonradan anlattıklarına göre, telgraf gelmemiş, haberleri olmadığından, Bursa’da ağırladığımız Haskova Sen. Temsilcisi, Alemanov Sofya’da bulunuyormuş. O’nun gelmesi için zaman kazanıyorlarmış. Nitekin bizim telgrafımız, orada bulunduğumuz sırada geldi. Birileri (!) telgrafımızı bir ay engellemişti!
Haskova’ya vardık: Orada kaldığımız 5 gün içinde, bize olağanüstü ilgi göterip pek çok yer ve fabrika gezdirdiler.
Dönüşümüzün son günü, biz 3 arkadaş şöyle bir dolaşalım diye birlikte, çarşıyı, geniş meydanı gezerken, bir kitabevi gözümüze ilişti. Vitrinine baktığımda, daha da ilgimi çekti. Bizim basından duyduğumuz kadarıyla, SSCB’den Azeri Edebiyat adamı Ekber BABAYEF’in, şairimiz Nazım HİKMET hakkında 8 ciltlik bir araştırmayı, kitab halinda yayınladığını duymuştum. O kitablar vitrinde duruyorlardı; fiatı da 25 Leva idi. Benim de tam 25 leva param vardı. İçeri girdiğimizde bizi 14-15 yaşlarında, sarı saçlı, mavi gözlü güzel bir kız karşıladı. Bulgarca sörduğu soruları Yaşar cevapladı. Bu arada ben Türkçe konuşurken kızcağız da bize Türkçe “siz Türkmüsünüz?” diye sorması üzerine, ben de durumu açıkladım. O’na Türk olup olmadığını sordum: Bana “Biz Ermeniyiz ama evde anneannem çoğu zaman Türkçe konuştuğundan, hepimiz Türkçeyi konuşur ve anlarız”. Hani derler ya “gurbette hemşerisini görmüş gibi” biz de sanki tanıdıkmışız gibi, yakınlaştık. Kızcağız sevinçle koşarak içeri girdi. Birkaç saniye sonra içerden iyice yaşlı, 90 yaşlarında bir hanım geldi. Yakınında ben olduğumdan herhalde, boynuma sarıldı, bırakmıyor. Bir taraftan da bana “Siz nerelesiniz” sorusuna, bende doğum yerim olan “Bandırma” deyince kadın başladı ağlamağa….
Meğer onlarda Bandırma’nın karşısında bugün adı “Tatlısu” olan ama yörede “Ermeniköy” olarak da bilinen köyde doğmuş; gençliği orada geçmiş..
Bizi de aldımı bir hüzün!
Kadın köyünü bana çeşmesiyle, evleriyle, bahçeleriyle soruyor ha soruyor! Gerçi o köye birkaç kez gitmişliğim var ama, detayları nerden bileyim! Köyünü o kadar özlemiş ki, denizde balık tututuklarını, denizi, meyve bahçelerini soruyor!’Ben de Bandırma körfezine Mamun (o da bir ermeni köyüsüdür) köyünün deniz kenarına kurulan GÜBRE ve ASİT fabrikası ile, Bandırma girişinde kurulan ve atıkları körfeze boşaltılan ASİT BORİK fabrilarının atıklarından Manyas Gölünün kurumağa yüz tututuğunu, benim de Ortaokulu Okuduğum zamanlarda, daha deniz temizken tutulan balık ve istakozların bolluğunu bildiğimden, kadıncağızı hayal kırıklığında uğratmamak için, fabrikalar bölümünü anlatmadım.
Kadıncağız beni kokluyor bir türlü yanımdan ayrılmak istemiyordu. Sonunda vaktimiz yaklaştığından izin istedik. Kitabları sarıp verdiler. 25 Leva da fena para değildi, yaklaşık 50$ filan tutuyor. Parayı almayıp zorla benim cebime soktular. Açıkcası o miktarı ceplerinden ödeyeceklerdi.
O beş on dakikalık kısa süre zarfında, içimden bu insanları, doğduğu baba ocağından zorla söküp atan ve başka memleketlere süren, ülke- vatan hasretiyle kavrulmalarına sebeb olan zorbaları da nefretle anmış oldum.
O bildiriyi okurken gözlerimin önünden bu olaylar geçmişti. Adını bilmediğim, diğer milyonlarca insana kendimi borçlu hissettiğim için, bildiriye ben de katılarak imzaladım.
Ha hakkımızda araştırma yapmışlar, yapsınlar, zaten onlardan korkumuz olmadiğı gibi, tarih önünde gelecekte hesaplarını nasıl vereceklerini onlar ağababaları ve efendileriyle birlikte düşünsünler. Belki de bu hesaplaşma geleceğe kalmayacak gibi, şimdiden halkımızdan yüz yıl gizledikleri, zorbalık ve katliamlarının hesabını vermeğe başladılar galiba……

Diğer ülkemizdeki darbecilerin de hesap vermeleri dileğiyle, sağlık dileklerimle, sevgi ve saygılar sunarım.

ilginizi çekermi ?

Kritik siyasi durum

Kritik siyasi durum Ülkemizde tüm devlet kurumları ve erk ; Yargı, Yürütme va Yasama, asla …

Bir Cevap Yazın