Anasayfa / Hüseyin Şahin / 12 EYLÜL’ÜN DEVAMI ANAYASA REFERANDUMUNA HAYIR!

12 EYLÜL’ÜN DEVAMI ANAYASA REFERANDUMUNA HAYIR!

12 EYLÜL’ÜN DEVAMI ANAYASA REFERANDUMUNA HAYIR!

Hemen tüm ülkelerde, çoğu yazılı Anayasalar vardır. İktidar sahiplerinin çıkarlarını koruma önceliğiyle, Devletlerin iç ve dış işleyişinin hukuksal temellerini belirleyen, devletle vatandaşın, vatandaşla vatandaşın, vb. ilişkilerini, haklarını düzenleyen temel hükümleri içerir anayasalar, resmi tanımlamalarda. Özel alanlarla ilgili diğer yasaların dayanağı konumundadır bu haliyle.
Kapitalist toplumlarda kimi Anayasalar değişmeden uzun süre yürürlükte kalabilir, ya da ihtiyaçlara cevap veremediği durumda kısmen ya da tamamen değişikliklere uğrayabilir.
Emperyalist ülkelerde bu değişiklikler iktidara sahiplerin çıkarlarının daha iyi korunabilmesi için Parlamentolar eliyle yaptırılır. Sömürge-Yarı Sömürge-Yeni Sömürge ülkelerde ise Parlamentolar eliyle yapılması bazen pek kolay olmayabiliyor. Bu durumlarda darbe yaptırılan askeri cuntalar eliyle gerçekleşir bu Anayasalar ve diğer yasalardaki değişiklikler.
Kimi zaman da Parlamentolarca geniş halk kitlelerinin daha yaşanılabilir bir ortam yaratma taleplerinin zorlaması, muhalif direnişler, vb. nedenlerle yasalar değiştirilebilir.
Demokratik rejimlerde devleti korumakla birlikte, Anayasalar vatandaşı ön planda tutar ve devletin ona hizmetinin kurallarını belirler. Nispi demokratik işleyişin olduğu ülkelerde ise devleti korumak için temel kuralları belirler Anayasalar ve vatandaşın devletin bekasına hizmeti esas alır.
Ülkemizde tüm Anayasaların temeli; devletin bekası ve kutsallığı üzerine kuruludur. (Devletin; iktidar güçlerinin diğer güçler üzerinde tahakkümünü sağlamak için kullandıkları araç olduğunu tekrarlamış olalım.)
Egemen sınıflar; çıkarları ne zaman tehlikeye girse, karlarında azalmalar olsa, geniş halk kesimlerinin ellerindekini de almak için harekete geçirirler devlet aygıtlarını. Mevcut Anayasa ile diğer özel yasalarda bulunan demokratik kırıntıları bile kaldırmaya çalışırlar.
Direnişle karşılaşılıp Parlamentoları eliyle yapamadıkları durumlarda ise devreye ordu sokulur. Kanlı cuntalar eliyle tüm yasalar iktidar ihtiyaçlarına göre yeniden kurgulanır.
Her iki durumda da ön planda ordu görülmekle birlikte Anayasa ve diğer yasaları iktidar güçleri hazırlayıp parlamento ya da cuntalar eliyle yürürlüğe sokar.
12 Eylül askeri cuntası tarafından yürürlüğe konulan ‘82 Anayasası da aynı durumdadır. Emperyalist güçler ile yerli işbirlikçilerinin çıkarları doğrultusunda, bu güçlerce hazırlanıp askeri cuntanın oluşturduğu Danışma Meclisinin onayı ve göstermelik bir Referandum yoluyla yürürlüğe konuldu.
O günden bu yana, gerek Uluslar arası Konjonktür, gerek Avrupa da yaşayan, yaşamak zorunda bırakılan Demokrasi Güçleri ile ülke içerisindeki Demokrasi Güçlerinin mücadelesi sonucu, gerekse daha fazla kar hırsı içerisindeki egemenlerin talepleri üzerine birçok madde değişikliğe uğradı. Yani 12 Eylül Anayasası ‘82 yılındakinin tıpa tıp aynısı değil.
Bugün, 10 yıla yakındır hükümeti oluşturan ve Mecliste tek başına her yasayı rahatlıkla değiştirebilen AKP, hizmetinde bulunduğu Emperyalizmin ve işbirlikçi sermayenin çıkarlarını koruma, onlara yeni sömürü alanları yaratma çabalarında, önüne çıkan ve ihtimaldir ki 12 Eylül Anayasası hazırlanırken sermayenin aklına gelmeyen, İHMAL edilen Anayasa ve diğer yasalardaki bazı maddeler ile Yüksek Mahkemelerin oluşum biçiminin yarattığı zorlukları aşma çabasıdır Anayasa Değişikliği kanımca.
Çünkü bu ihmal nedeniyle, vaatlerinden bazılarını resmi olarak hayata geçiremedi. (Türban, İmam Hatipler, vb. uygulamalar.)
Bu ihmal nedeniyle bazı atamaları rahatlıkla yapamadı. (Yürütmeyi Durdurma Kararları, Göreve İadeler, vb)
Bazı alanları rahatlıkla peşkeş çekemedi, sıkıntılar yaşadı. (Sağlıkta Katkı Paylarında Artışlar, Eğitimde Tamamen Paralı Hale Geliş, Tam Gün Yasası, vb)
Özelleştirmelerde Aksamalar yaşadı.(Kamu Yararı Aranması Nedeniyle İptal Kararları, Tekel İşçileri İle İlgili Karar, vb)
Ülke kaynaklarının yabancı sermaye ve yerli işbirlikçilerine sunulmasında sıkıntılar yaşandı. (Altın Madeni, Hidroelektrik Santral İnşaatları hakkında Mahkeme Kararları, vb.)
Tüm bu kararların hemen ertelerinde hükümetin; “Bu yargıda çok oluyor, elimizi kolumuzu bağlıyor, reform gerekiyor…. vs” feryatları ortalığı velveleye verdiğini hatırlarsınız
Yukarıda bir kısmını saydığım sorunlar nedeniyle sermayeye hizmette hız kesmek zorunda kalan AKP birden, (Halkın İtici Bir Güçte Talebi Yokken) demokratikleşme, 12 Eylülden Hesap Sorma(sulu şaka diyordu), Vesayet Anayasasını Değiştirme, Avrupa Benzeri Anayasa ve Yargı, Geniş Demokratik Haklar… vs iddiaları ile bir Anayasa Değişikliği yapma atağına kalkıştı.
Buraya kadar doğal ve bilinen seyriyle ilerleyen bir programdan bahsettim.
Ama gelinen noktada her şey bu kadar açıkken, EVET – HAYIR tavır ve kararlarında SOL ve DEMOKRAT çevrenin dikkat çeken ayrışması (tamda AKP’ nin arzu ettiği gibi) ortaya çıktı.
EVET, YETMEZ AMA EVET,(ikisi de tıpa tıp aynı sonucu çıkarıyor ama ikincisi biraz utangaçça) çağrısı yapan SOL’ cuyum, DEMOKRAT’ ım diyen kesim ve yine içeriğinin yetersiz olduğunu, Kürtlerden bahsetmediğini, eğer 11 Eylüle kadar bir şeyler söylenmezse BOYKOT ederiz diyen, Yurtsever olduğunu söyleyen kesim ile HAYIR diyen SOL, DEMOKRAT, DEVRİMCİ kesim arasında su yüzüne çıkan keskin ayrışma yaşanıyor.
Ben MHP ya da CHP’ nin EVET-HAYIR kararları ve sebepleri ile ilgilenmiyorum bu yazıda.
Amacım yalnızca SOL tarafın tavrı hakkında yazmak.
İlginçtir, EVET diyen SOL ile AKP’ nin söylemleri nüans farklılığıyla aynı. “ 12 Eylülden Hesap Sorma, Demokratikleşme, Vesayet Anayasasının Değişmesi,……….vb”
Yani AKP, bizim solcuların istediğini yapıyor şimdi.(yetmese de!!) İyi de bugüne kadar halktan yana en küçük bir adım bile atmamış olan AKP’ nin niyetini nasıl anlamıyor bu Yeni Dünyaları Kurma iddiasındaki sol.
AKP’ nin yaptığı hemen tüm uygulamalara karşı (SSGS, Özelleştirmeler, Delir İdaresi Yasası, Sürgünler, vb) eylemler düzenleyenler, şimdi karşı çıktıkları o yasalar ve uygulamaları kolaylaştırmaktan, 12 Eylül Anayasasının eksik bıraktıklarını tamamlamaktan başka sonucu olmayan Anayasa değişikliğine AKP den daha fazla sahip çıkıyorlar.
Ya da, içeriğinin halk yararına olmadığını haykırdıkları halde, HAYIR çağrısı yapmaları gerekirken, yerinde yapıldığında (Milletvekili-Yerel Seçimlerinde) Devrimci olabilecek bir tavır olan BOYKOT kararı alabiliyorlar. Bu kararın da bu nedenle EVET çağrısından bir farkı kalmıyor oysa. (11 Eylüle kadar bir şey değişmezse)
Karar verilirken Anayasa Değişikliğinin, Kim(en geniş anlamı ile) tarafından, Niçin ve Nasıl hazırlandığının sorgulanması bile cevabın ne olması gerektiğini açığa çıkarmaya yetiyor oysa.
Kim tarafından; Emperyalistler ile yerli işbirlikçileri tarafından AKP hükümeti eliyle.
Niçin; Yukarıda saydığım tükenmez kar hırsı önünde engel teşkil eden yasa ve yapılanmalardaki kırıntıların da temizlenmesi için.
Nasıl; Tamamen gizli kapılar ardında, eleştiri ve taleplere kulak tıkayarak.
Yani tamamen sermayeye hizmet amacıyla ahlaksızca hazırlanmış, ahlaksız bir yöntemle önümüze getirilmiş sonuçları itibarıyla bizi daha sıkıntılara sıkacak bir Yasa değişikliğine net olarak HAYIR demek mi SOL tavırdır, yoksa değişik adlandırmalarla EVET demek mi.
Bizim karar vermemiz gereken budur. Yoksa maddeleri üzerinden tartışmalara girerek temel amacı görmezden gelmek, hiçbir şekilde SOL TAVIR olamaz diye düşünüyorum.

ilginizi çekermi ?

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU´NUN BÜTÇE´DEN PARA TALEP ETMESİ ÜZERİNE HATIRLATMA

ALEVİ  BEKTAŞİ  FEDERASYONU´NUN  BÜTÇE´DEN PARA  TALEP ETMESİ  ÜZERİNE  HATIRLATMA DOGRU ÖNDERLİK BASARININ ANAHTARIDIR Alevilik ve …

Bir Cevap Yazın